Buradasınız

Madde 280 Yabancı Paralar

Resmi Gazete No: Resmi Gazete Tarihi: Adı: UID:
İçerik:


T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

Ankara Vergi Dairesi Başkanlığı

(Gelir Kanunları Usul Grup Müdürlüğü)

 

 

 

Sayı

:

27575268-105[Mük.290-2017-604]-E.512676

31.12.2018

Konu

:

Finansal kiralama şirketi tarafından kira süresi başlamadan önce finansman desteği karşılığında sağlanan prefinansman faizinin itfası hk.

 

 

  

İlgide kayıtlı özelge talep formunuz ve ekinde yer alan dilekçenizin tetkikinde; …, firmanızın … almış olduğu .. Yatırım Teşvik Belgesine istinaden yeni döküm hattı yatırımı yapmış bulunduğu, söz konusu hattın … Finansal Kiralama A.Ş. ile yapılan sözleşme ile finansal kiralama yöntemiyle temin edildiği, söz konusu sözleşme uyarınca finansal kiralama şirketinin hattın üreticisi olan firmaya muhtelif tarihlerde avans ödemesinde bulunduğu, hattın tesliminin 4/10/2017 tarihinde gerçekleştiği, finansal kiralama şirketinin üretici firmaya ödenen avansların ödeme tarihi ile hattın teslim tarihi arasında geçen süre için üreticiye ödenen tutar üzerinden firmanıza 104.230,00 EURO (KDV dahil) tutarında prefinansman faizi adı altında faiz tahakkuk ettirdiği belirtilerek, finansal kiralama şirketi tarafından kira süresinin başlamasından önce sağlanan finansman desteği karşılığında, sözleşme tarihi ile hattın teslim tarihi arasında geçen süreye isabet eden döneme ilişkin faizi ifade eden prefinansman faizinin, kurum kazancının tespitinde tahakkuk ettiği döneme ait gider olarak mı dikkate alınacağı, yoksa söz konusu hattın maliyet bedeline mi ekleneceği hususunda Başkanlığımız görüşü talep edilmiştir.

Bilindiği üzere, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 290'ıncı maddesinin 3'üncü fıkrasında, finansal kiralama, kira süresi sonunda mülkiyet hakkının kiracıya devredilip devredilmediğine bakılmaksızın bir iktisadî kıymetin mülkiyetine sahip olmaktan kaynaklanan tüm riskler ile yararların kiracıya bırakılması sonucunu doğuran kiralamalar olarak tanımlanmış; kiralama işleminde, iktisadî kıymetin mülkiyetinin kira süresi sonunda kiracıya devredilmesi, kiracıya kira süresi sonunda iktisadî kıymeti rayiç bedelinden düşük bir bedelle satın alma hakkı tanınması, kiralama süresinin iktisadî kıymetin ekonomik ömrünün % 80'inden daha büyük bir bölümünü kapsaması veya sözleşmeye göre yapılacak kira ödemelerinin bugünkü değerlerinin toplamının iktisadî kıymetin rayiç bedelinin % 90'ından daha büyük bir değeri oluşturması hallerinden herhangi birinin varlığı durumunda kiralama işleminin finansal kiralama olarak kabul edileceği hükme bağlanmıştır.

Aynı fıkranın devamında kira ödemelerinin, sözleşmeye göre, kira süresi boyunca yapılması gereken kira ödemeleri olduğu, kira ödemelerinin bugünkü değerinin, sözleşme tarihinde, kiralamada kullanılan faiz oranının dikkate alınması suretiyle hesaplanan bugünkü değerlerinin toplamı olduğu açıklanmıştır. Kiralamada kullanılan faiz oranının ise, kira ödemeleri ile garanti edilmemiş kalan değer toplamının bugünkü değerini, kiralamaya konu iktisadî kıymetin rayiç bedeline eşitleyen iskonto oranı olduğu hüküm altına alınmıştır.

Mezkur maddenin 4 numaralı fıkrası hükmü ile finansal kiralama uygulamasına ilişkin usul ve esasları belirleme yetkisi Bakanlığımıza verilmiş ve bu yetkiye istinaden gerekli açıklamalar 319 Sıra Numaralı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile yapılmıştır.

Diğer taraftan, 163 sıra numaralı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinde "Bakanlığımıza yapılan çeşitli müracaatlardan, yatırımların finansmanında kullanılan kredilere ilişkin faiz giderleri ile yurt dışından döviz kredisiyle sabit kıymet ithal edilmesi nedeniyle ortaya çıkan kur farklarının, sabit kıymetin maliyet bedeline mi intikal ettirileceği yoksa doğrudan ilgili yılın giderleri arasında mı gösterileceği hususlarında tereddütler bulunduğu anlaşılmış ve bu konularda aşağıdaki açıklamaların yapılması uygun görülmüştür.

1. Yatırımların finansmanında kullanılan kredilerle ilgili faizlerden kuruluş dönemine ait olanların sabit kıymetle birlikte amortisman yoluyla itfa edilmek üzere yatırım maliyetine eklenmesi gerekmekte; işletme dönemine ait olanların ise, ilgili bulundukları yıllarda doğrudan gider yazılması ya da maliyete intikal ettirilmek suretiyle amortismana tabi tutulması,

2. Döviz kredisi kullanılarak yurt dışından sabit kıymet ithal edilmesi sırasında veya sonradan bu kıymetlere ilişkin borç taksitlerinin değerlemesi dolayısıyla ortaya çıkan kur farklarından, sabit kıymetin iktisap edildiği dönem sonuna kadar olanların, kıymetin maliyetine eklenmesi zorunlu bulunmakta; aynı kıymetlerle ilgili söz konusu dönemden sonra ortaya çıkan kur farklarının ise, ait oldukları yıllarda doğrudan gider yazılması ya da maliyete intikal ettirilerek amortisman konusu yapılması,

mümkün bulunmaktadır."

açıklamasına yer verilmiştir.

Bu itibarla; Kanunun yukarıda yer verilen mükerrer 290 ıncı maddesi ile 163 sıra numaralı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinde yapılan açıklamalar çerçevesinde, şirketiniz ile … Finansal Kiralama A.Ş. arasında yapılan sözleşmeye istinaden şirketinize fatura edilen prefinansman faizinin söz konusu iktisadi kıymetin maliyet bedeline eklenmesi gerekmektedir.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

 

 

 

(*)     Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.

(**)   İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir.

(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.

İçerik 1:


T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

Ankara Vergi Dairesi Başkanlığı

(Gelir Kanunları Usul Grup Müdürlüğü)

 

 

 

Sayı

:

27575268-105[Mük.290-2017-604]-E.512676

31.12.2018

Konu

:

Finansal kiralama şirketi tarafından kira süresi başlamadan önce finansman desteği karşılığında sağlanan prefinansman faizinin itfası hk.

 

 

  

İlgide kayıtlı özelge talep formunuz ve ekinde yer alan dilekçenizin tetkikinde; …, firmanızın … almış olduğu .. Yatırım Teşvik Belgesine istinaden yeni döküm hattı yatırımı yapmış bulunduğu, söz konusu hattın … Finansal Kiralama A.Ş. ile yapılan sözleşme ile finansal kiralama yöntemiyle temin edildiği, söz konusu sözleşme uyarınca finansal kiralama şirketinin hattın üreticisi olan firmaya muhtelif tarihlerde avans ödemesinde bulunduğu, hattın tesliminin 4/10/2017 tarihinde gerçekleştiği, finansal kiralama şirketinin üretici firmaya ödenen avansların ödeme tarihi ile hattın teslim tarihi arasında geçen süre için üreticiye ödenen tutar üzerinden firmanıza 104.230,00 EURO (KDV dahil) tutarında prefinansman faizi adı altında faiz tahakkuk ettirdiği belirtilerek, finansal kiralama şirketi tarafından kira süresinin başlamasından önce sağlanan finansman desteği karşılığında, sözleşme tarihi ile hattın teslim tarihi arasında geçen süreye isabet eden döneme ilişkin faizi ifade eden prefinansman faizinin, kurum kazancının tespitinde tahakkuk ettiği döneme ait gider olarak mı dikkate alınacağı, yoksa söz konusu hattın maliyet bedeline mi ekleneceği hususunda Başkanlığımız görüşü talep edilmiştir.

Bilindiği üzere, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 290'ıncı maddesinin 3'üncü fıkrasında, finansal kiralama, kira süresi sonunda mülkiyet hakkının kiracıya devredilip devredilmediğine bakılmaksızın bir iktisadî kıymetin mülkiyetine sahip olmaktan kaynaklanan tüm riskler ile yararların kiracıya bırakılması sonucunu doğuran kiralamalar olarak tanımlanmış; kiralama işleminde, iktisadî kıymetin mülkiyetinin kira süresi sonunda kiracıya devredilmesi, kiracıya kira süresi sonunda iktisadî kıymeti rayiç bedelinden düşük bir bedelle satın alma hakkı tanınması, kiralama süresinin iktisadî kıymetin ekonomik ömrünün % 80'inden daha büyük bir bölümünü kapsaması veya sözleşmeye göre yapılacak kira ödemelerinin bugünkü değerlerinin toplamının iktisadî kıymetin rayiç bedelinin % 90'ından daha büyük bir değeri oluşturması hallerinden herhangi birinin varlığı durumunda kiralama işleminin finansal kiralama olarak kabul edileceği hükme bağlanmıştır.

Aynı fıkranın devamında kira ödemelerinin, sözleşmeye göre, kira süresi boyunca yapılması gereken kira ödemeleri olduğu, kira ödemelerinin bugünkü değerinin, sözleşme tarihinde, kiralamada kullanılan faiz oranının dikkate alınması suretiyle hesaplanan bugünkü değerlerinin toplamı olduğu açıklanmıştır. Kiralamada kullanılan faiz oranının ise, kira ödemeleri ile garanti edilmemiş kalan değer toplamının bugünkü değerini, kiralamaya konu iktisadî kıymetin rayiç bedeline eşitleyen iskonto oranı olduğu hüküm altına alınmıştır.

Mezkur maddenin 4 numaralı fıkrası hükmü ile finansal kiralama uygulamasına ilişkin usul ve esasları belirleme yetkisi Bakanlığımıza verilmiş ve bu yetkiye istinaden gerekli açıklamalar 319 Sıra Numaralı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile yapılmıştır.

Diğer taraftan, 163 sıra numaralı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinde "Bakanlığımıza yapılan çeşitli müracaatlardan, yatırımların finansmanında kullanılan kredilere ilişkin faiz giderleri ile yurt dışından döviz kredisiyle sabit kıymet ithal edilmesi nedeniyle ortaya çıkan kur farklarının, sabit kıymetin maliyet bedeline mi intikal ettirileceği yoksa doğrudan ilgili yılın giderleri arasında mı gösterileceği hususlarında tereddütler bulunduğu anlaşılmış ve bu konularda aşağıdaki açıklamaların yapılması uygun görülmüştür.

1. Yatırımların finansmanında kullanılan kredilerle ilgili faizlerden kuruluş dönemine ait olanların sabit kıymetle birlikte amortisman yoluyla itfa edilmek üzere yatırım maliyetine eklenmesi gerekmekte; işletme dönemine ait olanların ise, ilgili bulundukları yıllarda doğrudan gider yazılması ya da maliyete intikal ettirilmek suretiyle amortismana tabi tutulması,

2. Döviz kredisi kullanılarak yurt dışından sabit kıymet ithal edilmesi sırasında veya sonradan bu kıymetlere ilişkin borç taksitlerinin değerlemesi dolayısıyla ortaya çıkan kur farklarından, sabit kıymetin iktisap edildiği dönem sonuna kadar olanların, kıymetin maliyetine eklenmesi zorunlu bulunmakta; aynı kıymetlerle ilgili söz konusu dönemden sonra ortaya çıkan kur farklarının ise, ait oldukları yıllarda doğrudan gider yazılması ya da maliyete intikal ettirilerek amortisman konusu yapılması,

mümkün bulunmaktadır."

açıklamasına yer verilmiştir.

Bu itibarla; Kanunun yukarıda yer verilen mükerrer 290 ıncı maddesi ile 163 sıra numaralı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinde yapılan açıklamalar çerçevesinde, şirketiniz ile … Finansal Kiralama A.Ş. arasında yapılan sözleşmeye istinaden şirketinize fatura edilen prefinansman faizinin söz konusu iktisadi kıymetin maliyet bedeline eklenmesi gerekmektedir.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

 

 

 

(*)     Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.

(**)   İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir.

(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.

İçerik 2:


T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

Ankara Vergi Dairesi Başkanlığı

(Gelir Kanunları Usul Grup Müdürlüğü)

 

 

 

Sayı

:

27575268-105[Mük.290-2017-604]-E.512676

31.12.2018

Konu

:

Finansal kiralama şirketi tarafından kira süresi başlamadan önce finansman desteği karşılığında sağlanan prefinansman faizinin itfası hk.

 

 

  

İlgide kayıtlı özelge talep formunuz ve ekinde yer alan dilekçenizin tetkikinde; …, firmanızın … almış olduğu .. Yatırım Teşvik Belgesine istinaden yeni döküm hattı yatırımı yapmış bulunduğu, söz konusu hattın … Finansal Kiralama A.Ş. ile yapılan sözleşme ile finansal kiralama yöntemiyle temin edildiği, söz konusu sözleşme uyarınca finansal kiralama şirketinin hattın üreticisi olan firmaya muhtelif tarihlerde avans ödemesinde bulunduğu, hattın tesliminin 4/10/2017 tarihinde gerçekleştiği, finansal kiralama şirketinin üretici firmaya ödenen avansların ödeme tarihi ile hattın teslim tarihi arasında geçen süre için üreticiye ödenen tutar üzerinden firmanıza 104.230,00 EURO (KDV dahil) tutarında prefinansman faizi adı altında faiz tahakkuk ettirdiği belirtilerek, finansal kiralama şirketi tarafından kira süresinin başlamasından önce sağlanan finansman desteği karşılığında, sözleşme tarihi ile hattın teslim tarihi arasında geçen süreye isabet eden döneme ilişkin faizi ifade eden prefinansman faizinin, kurum kazancının tespitinde tahakkuk ettiği döneme ait gider olarak mı dikkate alınacağı, yoksa söz konusu hattın maliyet bedeline mi ekleneceği hususunda Başkanlığımız görüşü talep edilmiştir.

Bilindiği üzere, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 290'ıncı maddesinin 3'üncü fıkrasında, finansal kiralama, kira süresi sonunda mülkiyet hakkının kiracıya devredilip devredilmediğine bakılmaksızın bir iktisadî kıymetin mülkiyetine sahip olmaktan kaynaklanan tüm riskler ile yararların kiracıya bırakılması sonucunu doğuran kiralamalar olarak tanımlanmış; kiralama işleminde, iktisadî kıymetin mülkiyetinin kira süresi sonunda kiracıya devredilmesi, kiracıya kira süresi sonunda iktisadî kıymeti rayiç bedelinden düşük bir bedelle satın alma hakkı tanınması, kiralama süresinin iktisadî kıymetin ekonomik ömrünün % 80'inden daha büyük bir bölümünü kapsaması veya sözleşmeye göre yapılacak kira ödemelerinin bugünkü değerlerinin toplamının iktisadî kıymetin rayiç bedelinin % 90'ından daha büyük bir değeri oluşturması hallerinden herhangi birinin varlığı durumunda kiralama işleminin finansal kiralama olarak kabul edileceği hükme bağlanmıştır.

Aynı fıkranın devamında kira ödemelerinin, sözleşmeye göre, kira süresi boyunca yapılması gereken kira ödemeleri olduğu, kira ödemelerinin bugünkü değerinin, sözleşme tarihinde, kiralamada kullanılan faiz oranının dikkate alınması suretiyle hesaplanan bugünkü değerlerinin toplamı olduğu açıklanmıştır. Kiralamada kullanılan faiz oranının ise, kira ödemeleri ile garanti edilmemiş kalan değer toplamının bugünkü değerini, kiralamaya konu iktisadî kıymetin rayiç bedeline eşitleyen iskonto oranı olduğu hüküm altına alınmıştır.

Mezkur maddenin 4 numaralı fıkrası hükmü ile finansal kiralama uygulamasına ilişkin usul ve esasları belirleme yetkisi Bakanlığımıza verilmiş ve bu yetkiye istinaden gerekli açıklamalar 319 Sıra Numaralı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile yapılmıştır.

Diğer taraftan, 163 sıra numaralı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinde "Bakanlığımıza yapılan çeşitli müracaatlardan, yatırımların finansmanında kullanılan kredilere ilişkin faiz giderleri ile yurt dışından döviz kredisiyle sabit kıymet ithal edilmesi nedeniyle ortaya çıkan kur farklarının, sabit kıymetin maliyet bedeline mi intikal ettirileceği yoksa doğrudan ilgili yılın giderleri arasında mı gösterileceği hususlarında tereddütler bulunduğu anlaşılmış ve bu konularda aşağıdaki açıklamaların yapılması uygun görülmüştür.

1. Yatırımların finansmanında kullanılan kredilerle ilgili faizlerden kuruluş dönemine ait olanların sabit kıymetle birlikte amortisman yoluyla itfa edilmek üzere yatırım maliyetine eklenmesi gerekmekte; işletme dönemine ait olanların ise, ilgili bulundukları yıllarda doğrudan gider yazılması ya da maliyete intikal ettirilmek suretiyle amortismana tabi tutulması,

2. Döviz kredisi kullanılarak yurt dışından sabit kıymet ithal edilmesi sırasında veya sonradan bu kıymetlere ilişkin borç taksitlerinin değerlemesi dolayısıyla ortaya çıkan kur farklarından, sabit kıymetin iktisap edildiği dönem sonuna kadar olanların, kıymetin maliyetine eklenmesi zorunlu bulunmakta; aynı kıymetlerle ilgili söz konusu dönemden sonra ortaya çıkan kur farklarının ise, ait oldukları yıllarda doğrudan gider yazılması ya da maliyete intikal ettirilerek amortisman konusu yapılması,

mümkün bulunmaktadır."

açıklamasına yer verilmiştir.

Bu itibarla; Kanunun yukarıda yer verilen mükerrer 290 ıncı maddesi ile 163 sıra numaralı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinde yapılan açıklamalar çerçevesinde, şirketiniz ile … Finansal Kiralama A.Ş. arasında yapılan sözleşmeye istinaden şirketinize fatura edilen prefinansman faizinin söz konusu iktisadi kıymetin maliyet bedeline eklenmesi gerekmektedir.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

 

 

 

(*)     Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.

(**)   İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir.

(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.

Resmi Gazete No: 30674 Resmi Gazete Tarihi: Cumartesi, 2 Şubat, 2019 Adı: UID:
İçerik:

Amaç ve kapsam

MADDE 1 – (1) Bu Tebliğin amacı, borsada rayici olmayan yabancı paraların, 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu gereğince 2018 yılı için yapılacak değerlemelerine esas oluşturacak kurların tespit edilmesidir.

 

Dayanak

MADDE 2 – (1) Bu Tebliğ, 213 sayılı Kanunun 280 inci maddesinin ikinci ve üçüncü fıkralarına dayanılarak hazırlanmıştır.

 

Esas alınacak kurlar

MADDE 3 – (1) Borsada rayici olmayan yabancı paraların ve bu paralarla olan senetli ve senetsiz alacak ve borçların değerlemesinde 2018 yılı sonu itibarıyla bu Tebliğ ekinde yer alan listede gösterilen kurlar uygulanır.

 

Değerleme günü itibarıyla kurların ilan edilmemesi

MADDE 4 – (1) 20/4/1976 tarihli ve 15565 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 130 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinde ve 27/12/1998 tarihli ve 23566 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 217 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliğinde belirtilen hükümler gereğince, değerleme günü itibarıyla Hazine ve Maliye Bakanlığınca kurların ilan edilmediği durumlarda T.C. Merkez Bankasınca ilan edilen kurlar esas alınır.

 

(2) Bu şekilde yapılacak değerlemelerde efektif cinsinden yabancı paralar için efektif alış kuru (efektif alış kurunun bulunmaması halinde döviz alış kuru), döviz cinsinden yabancı paralar içinse döviz alış kuru uygulanır.

 

(3) Vergi uygulamaları açısından bankaların, 31/12/2018 tarihi itibarıyla yapacakları değerleme sırasında bu Tebliğ ile belirlenen kurlar yerine, T.C. Merkez Bankasınca belirlenen esaslara uygun olarak tespit ettikleri ve fiilen uyguladıkları alış kurlarını esas almaları gerekir.

 

Yürürlük

MADDE 5 – (1) Bu Tebliğ yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

 

Yürütme

MADDE 6 – (1) Bu Tebliğ hükümlerini Hazine ve Maliye Bakanı yürütür.

Eki için tıklayınız.

İçerik 1:

Amaç ve kapsam

MADDE 1 – (1) Bu Tebliğin amacı, borsada rayici olmayan yabancı paraların, 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu gereğince 2018 yılı için yapılacak değerlemelerine esas oluşturacak kurların tespit edilmesidir.

 

Dayanak

MADDE 2 – (1) Bu Tebliğ, 213 sayılı Kanunun 280 inci maddesinin ikinci ve üçüncü fıkralarına dayanılarak hazırlanmıştır.

 

Esas alınacak kurlar

MADDE 3 – (1) Borsada rayici olmayan yabancı paraların ve bu paralarla olan senetli ve senetsiz alacak ve borçların değerlemesinde 2018 yılı sonu itibarıyla bu Tebliğ ekinde yer alan listede gösterilen kurlar uygulanır.

 

Değerleme günü itibarıyla kurların ilan edilmemesi

MADDE 4 – (1) 20/4/1976 tarihli ve 15565 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 130 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinde ve 27/12/1998 tarihli ve 23566 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 217 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliğinde belirtilen hükümler gereğince, değerleme günü itibarıyla Hazine ve Maliye Bakanlığınca kurların ilan edilmediği durumlarda T.C. Merkez Bankasınca ilan edilen kurlar esas alınır.

 

(2) Bu şekilde yapılacak değerlemelerde efektif cinsinden yabancı paralar için efektif alış kuru (efektif alış kurunun bulunmaması halinde döviz alış kuru), döviz cinsinden yabancı paralar içinse döviz alış kuru uygulanır.

 

(3) Vergi uygulamaları açısından bankaların, 31/12/2018 tarihi itibarıyla yapacakları değerleme sırasında bu Tebliğ ile belirlenen kurlar yerine, T.C. Merkez Bankasınca belirlenen esaslara uygun olarak tespit ettikleri ve fiilen uyguladıkları alış kurlarını esas almaları gerekir.

 

Yürürlük

MADDE 5 – (1) Bu Tebliğ yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

 

Yürütme

MADDE 6 – (1) Bu Tebliğ hükümlerini Hazine ve Maliye Bakanı yürütür.

Eki için tıklayınız.

İçerik 2:

Amaç ve kapsam

MADDE 1 – (1) Bu Tebliğin amacı, borsada rayici olmayan yabancı paraların, 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu gereğince 2018 yılı için yapılacak değerlemelerine esas oluşturacak kurların tespit edilmesidir.

 

Dayanak

MADDE 2 – (1) Bu Tebliğ, 213 sayılı Kanunun 280 inci maddesinin ikinci ve üçüncü fıkralarına dayanılarak hazırlanmıştır.

 

Esas alınacak kurlar

MADDE 3 – (1) Borsada rayici olmayan yabancı paraların ve bu paralarla olan senetli ve senetsiz alacak ve borçların değerlemesinde 2018 yılı sonu itibarıyla bu Tebliğ ekinde yer alan listede gösterilen kurlar uygulanır.

 

Değerleme günü itibarıyla kurların ilan edilmemesi

MADDE 4 – (1) 20/4/1976 tarihli ve 15565 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 130 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinde ve 27/12/1998 tarihli ve 23566 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 217 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliğinde belirtilen hükümler gereğince, değerleme günü itibarıyla Hazine ve Maliye Bakanlığınca kurların ilan edilmediği durumlarda T.C. Merkez Bankasınca ilan edilen kurlar esas alınır.

 

(2) Bu şekilde yapılacak değerlemelerde efektif cinsinden yabancı paralar için efektif alış kuru (efektif alış kurunun bulunmaması halinde döviz alış kuru), döviz cinsinden yabancı paralar içinse döviz alış kuru uygulanır.

 

(3) Vergi uygulamaları açısından bankaların, 31/12/2018 tarihi itibarıyla yapacakları değerleme sırasında bu Tebliğ ile belirlenen kurlar yerine, T.C. Merkez Bankasınca belirlenen esaslara uygun olarak tespit ettikleri ve fiilen uyguladıkları alış kurlarını esas almaları gerekir.

 

Yürürlük

MADDE 5 – (1) Bu Tebliğ yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

 

Yürütme

MADDE 6 – (1) Bu Tebliğ hükümlerini Hazine ve Maliye Bakanı yürütür.

Eki için tıklayınız.

Resmi Gazete No: Resmi Gazete Tarihi: Adı: UID:
İçerik:

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

ANKARA VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI

(Mükellef Hizmetleri Usul Grup Müdürlüğü)

 

 

 

Sayı

:

27575268-105[280-2013-9106]-397

17/04/2014

Konu

:

Merkezden yurtdışı şubeye aktarılan paralar üzerinden faiz hesaplanıp hesaplanmayacağı ile söz konusu paraların VUK'nun değerleme hükümleri karşısındaki durumu hk.

 

     

 

 

 

 

 

            İlgide kayıtlı özelge talep formlarınızda, … Vergi Dairesi Müdürlüğünün … vergi numaralı mükellefi olduğunuz, Kurumunuzun …. Cumhuriyetinde … vergi numarası ile “…” adı altında 12/08/2011 tarihi itibariyle “…” tarafından tescil edilmiş bir şubesinin bulunduğu, söz konusu şubenin … faaliyetini yürüttüğü, öte yandan şubenin … satışlarına yönelik ….’daki potansiyel iş imkanlarını araştırdığı, … ürünlerinin …..’da satışının gerçekleşmesi durumunda, satış sonrası destek hizmetlerinin de şube üzerinden verilmesinin hedeflendiği ve şirketinizin bahse konu …. Şubesi ile yaptığı protokol gereğince şube ihtiyaçlarının karşılanmasını teminen ilgili şubeye döviz cinsinden para gönderildiği belirtilmiştir.

            Şirketiniz tarafından döviz olarak gönderilen ve ticari mahiyeti bulunmayan paraların Vergi Usul Kanununun değerleme hükümleri karşısındaki durumu ve ticari olmayan bu alacak açısından faiz hesaplanıp hesaplanmayacağı hususlarında Başkanlığımızdan görüş talep ettiğiniz anlaşılmıştır.

VERGİ USUL KANUNU YÖNÜNDEN

             213 sayılı Vergi Usul Kanununun 281 inci maddesine göre alacakların mukayyet değerleriyle değerlenmesi gerekmekte olup aynı Kanunun 280 inci maddesine göre de yabancı paraların borsa rayici ile değerlenmesi, borsa rayicinin takarrüründe muvazaa olduğunun anlaşılması halinde bu rayiç yerine alış bedelinin esas alınması, yabancı paranın borsada rayicinin olmaması durumunda değerlemenin Maliye Bakanlığınca tespit edilecek kur ile yapılması ve yabancı para ile olan senetli veya senetsiz alacaklar ve borçlar hakkında da bu hükümlerin uygulanması icap etmektedir.

             Özelge talep formunuzun incelenmesinden, söz konusu şubenin … faaliyetlerini yürüttüğü, öte yandan şubenin … ürünlerin satışına yönelik ….’da potansiyel iş imkanlarını araştırdığı, … ürünlerinin …..’da satışının yapılması halinde satış sonrası destek hizmetlerinin de şube üzerinden verilmesinin hedeflendiği, ödünç para verilmesine ilişkin sözleşmenin 2.2.12. bölümünde ödünç verilen paralar için bir faiz oranının tespit edildiği anlaşılmış bulunmaktadır.

            Bu itibarla, ….’da faaliyet gösteren şubenizin finansman ihtiyacının karşılanması amacıyla gönderilen paralar şirketiniz nezdinde bir ticari alacak doğurmakta olup bu tutarların Vergi Usul Kanununun 280 inci maddesi uyarınca değerlemeye tabi tutulması, oluşan kur farklarının gelir veya gider hesaplarıyla ilişkilendirilmesi gerekmektedir.

 KURUMLAR VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN

            5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun "Transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü kazanç dağıtımı" başlıklı 13 üncü maddesinde, (1) Kurumlar, ilişkili kişilerle emsallere uygunluk ilkesine aykırı olarak tespit ettikleri bedel veya fiyat üzerinden mal veya hizmet alım ya da satımında bulunursa, kazanç tamamen veya kısmen transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü olarak dağıtılmış sayılır. Alım, satım, imalat ve inşaat işlemleri, kiralama ve kiraya verme işlemleri, ödünç para alınması ve verilmesi, ikramiye, ücret ve benzeri ödemeleri gerektiren işlemler her hal ve şartta mal veya hizmet alım ya da satımı olarak değerlendirilir.

            (2) İlişkili kişinin kurumların kendi ortakları, kurumların veya ortaklarının ilgili bulunduğu gerçek kişi veya kurum ile idaresi, denetimi veya sermayesi bakımından doğrudan veya dolaylı olarak bağlı bulunduğu ya da nüfuzu altında bulundurduğu gerçek kişi veya kurumları ifade eder

            (3) Emsallere uygunluk ilkesi, ilişkili kişilerle yapılan mal veya hizmet alım ya da satımında uygulanan fiyat veya bedelin, aralarında böyle bir ilişkinin bulunmaması durumunda oluşacak fiyat veya bedele uygun olmasını ifade eder

            …” hükümlerine yer verilmiştir.

            Konuya ilişkin ayrıntılı açıklamaların yapıldığı 1 seri numaralı Transfer Fiyatlandırması Yoluyla Örtülü Kazanç Dağıtımı Hakkında Genel Tebliğin “4- Emsallere Uygunluk İlkesi” başlıklı bölümde "…Emsallere uygun fiyat veya bedel, aralarında ilişkili kişi tanımına uygun herhangi bir ilişki olmayan kişilerin tamamen işlemin gerçekleştiği andaki koşullar altında oluşturduğu piyasa ya da pazar fiyatı olarak da adlandırılan tutardır. Bu fiyat veya bedel, işlem anında hiçbir etki olmaksızın objektif olarak belirlenen en uygun tutar olup, ilişkili kişilerle yapılan  işlemlerde uygulanan fiyat veya bedelin bu tutar olması gerekmektedir.

            Aralarında ilişki bulunmayan gerçek kişi veya kurumlar arasındaki işlemlerde fiyat, piyasa koşullarına göre belirlendiğinden, ilişkili kişiler arasındaki işlemlerde de aynı koşullar geçerli olmalıdır. Dolayısıyla, taraflar arasındaki ilişkinin mal veya hizmet fiyatlandırmasına herhangi bir etkisi bulunmamalıdır.

            İlişkili kişiler arasındaki mal veya hizmet alım ya da satım işlemlerinde uygulanan fiyat veya bedelin piyasa fiyatını yansıtmaması durumunda, ilişkili kişiler arasındaki işlemlerde uygulanan bu fiyat veya bedelin emsallere uygunluk ilkesine aykırı olarak tespit edildiği kabul edilecektir.

            …

            Bu ilkenin uygulanabilmesi, ilişkili kişiler arasındaki işlemlerle ilişkisiz kişiler arasındaki  işlemlerin karşılaştırılabilir olmasına dayanmaktadır. "denilmektedir.

            "4.1- Karşılaştırılabilirlik Analizi" başlıklı bölümde, mal ve hizmetlerin nitelikleri ile işlev analizinde yer alan unsurların ilişkili ve ilişkisiz kişiler arasında karşılaştırılmasında sözleşme koşullarının da dikkate alınması gerektiği belirtilmiştir.

            Ayrıca, "5-Emsallere Uygun Fiyat ya da Bedelin Tespitinde Kullanılan Yöntemler" başlıklı bölümde, “Mükellefler, ilişkili kişilerle yaptıkları işlemlerde uygulayacağı fiyat veya bedelleri, işlemin mahiyetine en uygun olan yöntemi kullanarak tespit ederler.

            Emsallere uygun fiyata geleneksel işlem yöntemleri olarak adlandırılan karşılaştırılabilir fiyat yöntemi, maliyet artı yöntemi ve yeniden satış fiyatı yönteminden herhangi birisiyle ulaşma olanağı yoksa mükellef, işlemlerin mahiyetine uygun olarak diğer yöntemleri kullanabilir…” şeklinde açıklamalara yer verilmiştir.

            Bu açıklamalara göre, şirketiniz ile ilişkili kişi konumundaki …. şubeniz arasında yapılan mevcut protokol (Loan Agreement) gereğince, ilgili şubenin ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla döviz cinsinden para gönderilmesi işleminde uygulanması gereken faiz oranı ile sözleşmenin şart ve koşullarının emsallere uygun olması gerekmektir.

            Söz konusu faiz oranının tespitinde anılan Tebliğde ayrıntılı olarak açıklanan yöntemlerden işlemin mahiyetine en uygun olanın kullanılacağı tabiidir.

            Bilgi edinilmesini rica ederim.

 

 

 

 

 

(*)     Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.

(**)   İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir.

(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.

İçerik 1:

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

ANKARA VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI

(Mükellef Hizmetleri Usul Grup Müdürlüğü)

 

 

 

Sayı

:

27575268-105[280-2013-9106]-397

17/04/2014

Konu

:

Merkezden yurtdışı şubeye aktarılan paralar üzerinden faiz hesaplanıp hesaplanmayacağı ile söz konusu paraların VUK'nun değerleme hükümleri karşısındaki durumu hk.

 

     

 

 

 

 

 

            İlgide kayıtlı özelge talep formlarınızda, … Vergi Dairesi Müdürlüğünün … vergi numaralı mükellefi olduğunuz, Kurumunuzun …. Cumhuriyetinde … vergi numarası ile “…” adı altında 12/08/2011 tarihi itibariyle “…” tarafından tescil edilmiş bir şubesinin bulunduğu, söz konusu şubenin … faaliyetini yürüttüğü, öte yandan şubenin … satışlarına yönelik ….’daki potansiyel iş imkanlarını araştırdığı, … ürünlerinin …..’da satışının gerçekleşmesi durumunda, satış sonrası destek hizmetlerinin de şube üzerinden verilmesinin hedeflendiği ve şirketinizin bahse konu …. Şubesi ile yaptığı protokol gereğince şube ihtiyaçlarının karşılanmasını teminen ilgili şubeye döviz cinsinden para gönderildiği belirtilmiştir.

            Şirketiniz tarafından döviz olarak gönderilen ve ticari mahiyeti bulunmayan paraların Vergi Usul Kanununun değerleme hükümleri karşısındaki durumu ve ticari olmayan bu alacak açısından faiz hesaplanıp hesaplanmayacağı hususlarında Başkanlığımızdan görüş talep ettiğiniz anlaşılmıştır.

VERGİ USUL KANUNU YÖNÜNDEN

             213 sayılı Vergi Usul Kanununun 281 inci maddesine göre alacakların mukayyet değerleriyle değerlenmesi gerekmekte olup aynı Kanunun 280 inci maddesine göre de yabancı paraların borsa rayici ile değerlenmesi, borsa rayicinin takarrüründe muvazaa olduğunun anlaşılması halinde bu rayiç yerine alış bedelinin esas alınması, yabancı paranın borsada rayicinin olmaması durumunda değerlemenin Maliye Bakanlığınca tespit edilecek kur ile yapılması ve yabancı para ile olan senetli veya senetsiz alacaklar ve borçlar hakkında da bu hükümlerin uygulanması icap etmektedir.

             Özelge talep formunuzun incelenmesinden, söz konusu şubenin … faaliyetlerini yürüttüğü, öte yandan şubenin … ürünlerin satışına yönelik ….’da potansiyel iş imkanlarını araştırdığı, … ürünlerinin …..’da satışının yapılması halinde satış sonrası destek hizmetlerinin de şube üzerinden verilmesinin hedeflendiği, ödünç para verilmesine ilişkin sözleşmenin 2.2.12. bölümünde ödünç verilen paralar için bir faiz oranının tespit edildiği anlaşılmış bulunmaktadır.

            Bu itibarla, ….’da faaliyet gösteren şubenizin finansman ihtiyacının karşılanması amacıyla gönderilen paralar şirketiniz nezdinde bir ticari alacak doğurmakta olup bu tutarların Vergi Usul Kanununun 280 inci maddesi uyarınca değerlemeye tabi tutulması, oluşan kur farklarının gelir veya gider hesaplarıyla ilişkilendirilmesi gerekmektedir.

 KURUMLAR VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN

            5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun "Transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü kazanç dağıtımı" başlıklı 13 üncü maddesinde, (1) Kurumlar, ilişkili kişilerle emsallere uygunluk ilkesine aykırı olarak tespit ettikleri bedel veya fiyat üzerinden mal veya hizmet alım ya da satımında bulunursa, kazanç tamamen veya kısmen transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü olarak dağıtılmış sayılır. Alım, satım, imalat ve inşaat işlemleri, kiralama ve kiraya verme işlemleri, ödünç para alınması ve verilmesi, ikramiye, ücret ve benzeri ödemeleri gerektiren işlemler her hal ve şartta mal veya hizmet alım ya da satımı olarak değerlendirilir.

            (2) İlişkili kişinin kurumların kendi ortakları, kurumların veya ortaklarının ilgili bulunduğu gerçek kişi veya kurum ile idaresi, denetimi veya sermayesi bakımından doğrudan veya dolaylı olarak bağlı bulunduğu ya da nüfuzu altında bulundurduğu gerçek kişi veya kurumları ifade eder

            (3) Emsallere uygunluk ilkesi, ilişkili kişilerle yapılan mal veya hizmet alım ya da satımında uygulanan fiyat veya bedelin, aralarında böyle bir ilişkinin bulunmaması durumunda oluşacak fiyat veya bedele uygun olmasını ifade eder

            …” hükümlerine yer verilmiştir.

            Konuya ilişkin ayrıntılı açıklamaların yapıldığı 1 seri numaralı Transfer Fiyatlandırması Yoluyla Örtülü Kazanç Dağıtımı Hakkında Genel Tebliğin “4- Emsallere Uygunluk İlkesi” başlıklı bölümde "…Emsallere uygun fiyat veya bedel, aralarında ilişkili kişi tanımına uygun herhangi bir ilişki olmayan kişilerin tamamen işlemin gerçekleştiği andaki koşullar altında oluşturduğu piyasa ya da pazar fiyatı olarak da adlandırılan tutardır. Bu fiyat veya bedel, işlem anında hiçbir etki olmaksızın objektif olarak belirlenen en uygun tutar olup, ilişkili kişilerle yapılan  işlemlerde uygulanan fiyat veya bedelin bu tutar olması gerekmektedir.

            Aralarında ilişki bulunmayan gerçek kişi veya kurumlar arasındaki işlemlerde fiyat, piyasa koşullarına göre belirlendiğinden, ilişkili kişiler arasındaki işlemlerde de aynı koşullar geçerli olmalıdır. Dolayısıyla, taraflar arasındaki ilişkinin mal veya hizmet fiyatlandırmasına herhangi bir etkisi bulunmamalıdır.

            İlişkili kişiler arasındaki mal veya hizmet alım ya da satım işlemlerinde uygulanan fiyat veya bedelin piyasa fiyatını yansıtmaması durumunda, ilişkili kişiler arasındaki işlemlerde uygulanan bu fiyat veya bedelin emsallere uygunluk ilkesine aykırı olarak tespit edildiği kabul edilecektir.

            …

            Bu ilkenin uygulanabilmesi, ilişkili kişiler arasındaki işlemlerle ilişkisiz kişiler arasındaki  işlemlerin karşılaştırılabilir olmasına dayanmaktadır. "denilmektedir.

            "4.1- Karşılaştırılabilirlik Analizi" başlıklı bölümde, mal ve hizmetlerin nitelikleri ile işlev analizinde yer alan unsurların ilişkili ve ilişkisiz kişiler arasında karşılaştırılmasında sözleşme koşullarının da dikkate alınması gerektiği belirtilmiştir.

            Ayrıca, "5-Emsallere Uygun Fiyat ya da Bedelin Tespitinde Kullanılan Yöntemler" başlıklı bölümde, “Mükellefler, ilişkili kişilerle yaptıkları işlemlerde uygulayacağı fiyat veya bedelleri, işlemin mahiyetine en uygun olan yöntemi kullanarak tespit ederler.

            Emsallere uygun fiyata geleneksel işlem yöntemleri olarak adlandırılan karşılaştırılabilir fiyat yöntemi, maliyet artı yöntemi ve yeniden satış fiyatı yönteminden herhangi birisiyle ulaşma olanağı yoksa mükellef, işlemlerin mahiyetine uygun olarak diğer yöntemleri kullanabilir…” şeklinde açıklamalara yer verilmiştir.

            Bu açıklamalara göre, şirketiniz ile ilişkili kişi konumundaki …. şubeniz arasında yapılan mevcut protokol (Loan Agreement) gereğince, ilgili şubenin ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla döviz cinsinden para gönderilmesi işleminde uygulanması gereken faiz oranı ile sözleşmenin şart ve koşullarının emsallere uygun olması gerekmektir.

            Söz konusu faiz oranının tespitinde anılan Tebliğde ayrıntılı olarak açıklanan yöntemlerden işlemin mahiyetine en uygun olanın kullanılacağı tabiidir.

            Bilgi edinilmesini rica ederim.

 

 

 

 

 

(*)     Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.

(**)   İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir.

(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.

İçerik 2:

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

ANKARA VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI

(Mükellef Hizmetleri Usul Grup Müdürlüğü)

 

 

 

Sayı

:

27575268-105[280-2013-9106]-397

17/04/2014

Konu

:

Merkezden yurtdışı şubeye aktarılan paralar üzerinden faiz hesaplanıp hesaplanmayacağı ile söz konusu paraların VUK'nun değerleme hükümleri karşısındaki durumu hk.

 

     

 

 

 

 

 

            İlgide kayıtlı özelge talep formlarınızda, … Vergi Dairesi Müdürlüğünün … vergi numaralı mükellefi olduğunuz, Kurumunuzun …. Cumhuriyetinde … vergi numarası ile “…” adı altında 12/08/2011 tarihi itibariyle “…” tarafından tescil edilmiş bir şubesinin bulunduğu, söz konusu şubenin … faaliyetini yürüttüğü, öte yandan şubenin … satışlarına yönelik ….’daki potansiyel iş imkanlarını araştırdığı, … ürünlerinin …..’da satışının gerçekleşmesi durumunda, satış sonrası destek hizmetlerinin de şube üzerinden verilmesinin hedeflendiği ve şirketinizin bahse konu …. Şubesi ile yaptığı protokol gereğince şube ihtiyaçlarının karşılanmasını teminen ilgili şubeye döviz cinsinden para gönderildiği belirtilmiştir.

            Şirketiniz tarafından döviz olarak gönderilen ve ticari mahiyeti bulunmayan paraların Vergi Usul Kanununun değerleme hükümleri karşısındaki durumu ve ticari olmayan bu alacak açısından faiz hesaplanıp hesaplanmayacağı hususlarında Başkanlığımızdan görüş talep ettiğiniz anlaşılmıştır.

VERGİ USUL KANUNU YÖNÜNDEN

             213 sayılı Vergi Usul Kanununun 281 inci maddesine göre alacakların mukayyet değerleriyle değerlenmesi gerekmekte olup aynı Kanunun 280 inci maddesine göre de yabancı paraların borsa rayici ile değerlenmesi, borsa rayicinin takarrüründe muvazaa olduğunun anlaşılması halinde bu rayiç yerine alış bedelinin esas alınması, yabancı paranın borsada rayicinin olmaması durumunda değerlemenin Maliye Bakanlığınca tespit edilecek kur ile yapılması ve yabancı para ile olan senetli veya senetsiz alacaklar ve borçlar hakkında da bu hükümlerin uygulanması icap etmektedir.

             Özelge talep formunuzun incelenmesinden, söz konusu şubenin … faaliyetlerini yürüttüğü, öte yandan şubenin … ürünlerin satışına yönelik ….’da potansiyel iş imkanlarını araştırdığı, … ürünlerinin …..’da satışının yapılması halinde satış sonrası destek hizmetlerinin de şube üzerinden verilmesinin hedeflendiği, ödünç para verilmesine ilişkin sözleşmenin 2.2.12. bölümünde ödünç verilen paralar için bir faiz oranının tespit edildiği anlaşılmış bulunmaktadır.

            Bu itibarla, ….’da faaliyet gösteren şubenizin finansman ihtiyacının karşılanması amacıyla gönderilen paralar şirketiniz nezdinde bir ticari alacak doğurmakta olup bu tutarların Vergi Usul Kanununun 280 inci maddesi uyarınca değerlemeye tabi tutulması, oluşan kur farklarının gelir veya gider hesaplarıyla ilişkilendirilmesi gerekmektedir.

 KURUMLAR VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN

            5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun "Transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü kazanç dağıtımı" başlıklı 13 üncü maddesinde, (1) Kurumlar, ilişkili kişilerle emsallere uygunluk ilkesine aykırı olarak tespit ettikleri bedel veya fiyat üzerinden mal veya hizmet alım ya da satımında bulunursa, kazanç tamamen veya kısmen transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü olarak dağıtılmış sayılır. Alım, satım, imalat ve inşaat işlemleri, kiralama ve kiraya verme işlemleri, ödünç para alınması ve verilmesi, ikramiye, ücret ve benzeri ödemeleri gerektiren işlemler her hal ve şartta mal veya hizmet alım ya da satımı olarak değerlendirilir.

            (2) İlişkili kişinin kurumların kendi ortakları, kurumların veya ortaklarının ilgili bulunduğu gerçek kişi veya kurum ile idaresi, denetimi veya sermayesi bakımından doğrudan veya dolaylı olarak bağlı bulunduğu ya da nüfuzu altında bulundurduğu gerçek kişi veya kurumları ifade eder

            (3) Emsallere uygunluk ilkesi, ilişkili kişilerle yapılan mal veya hizmet alım ya da satımında uygulanan fiyat veya bedelin, aralarında böyle bir ilişkinin bulunmaması durumunda oluşacak fiyat veya bedele uygun olmasını ifade eder

            …” hükümlerine yer verilmiştir.

            Konuya ilişkin ayrıntılı açıklamaların yapıldığı 1 seri numaralı Transfer Fiyatlandırması Yoluyla Örtülü Kazanç Dağıtımı Hakkında Genel Tebliğin “4- Emsallere Uygunluk İlkesi” başlıklı bölümde "…Emsallere uygun fiyat veya bedel, aralarında ilişkili kişi tanımına uygun herhangi bir ilişki olmayan kişilerin tamamen işlemin gerçekleştiği andaki koşullar altında oluşturduğu piyasa ya da pazar fiyatı olarak da adlandırılan tutardır. Bu fiyat veya bedel, işlem anında hiçbir etki olmaksızın objektif olarak belirlenen en uygun tutar olup, ilişkili kişilerle yapılan  işlemlerde uygulanan fiyat veya bedelin bu tutar olması gerekmektedir.

            Aralarında ilişki bulunmayan gerçek kişi veya kurumlar arasındaki işlemlerde fiyat, piyasa koşullarına göre belirlendiğinden, ilişkili kişiler arasındaki işlemlerde de aynı koşullar geçerli olmalıdır. Dolayısıyla, taraflar arasındaki ilişkinin mal veya hizmet fiyatlandırmasına herhangi bir etkisi bulunmamalıdır.

            İlişkili kişiler arasındaki mal veya hizmet alım ya da satım işlemlerinde uygulanan fiyat veya bedelin piyasa fiyatını yansıtmaması durumunda, ilişkili kişiler arasındaki işlemlerde uygulanan bu fiyat veya bedelin emsallere uygunluk ilkesine aykırı olarak tespit edildiği kabul edilecektir.

            …

            Bu ilkenin uygulanabilmesi, ilişkili kişiler arasındaki işlemlerle ilişkisiz kişiler arasındaki  işlemlerin karşılaştırılabilir olmasına dayanmaktadır. "denilmektedir.

            "4.1- Karşılaştırılabilirlik Analizi" başlıklı bölümde, mal ve hizmetlerin nitelikleri ile işlev analizinde yer alan unsurların ilişkili ve ilişkisiz kişiler arasında karşılaştırılmasında sözleşme koşullarının da dikkate alınması gerektiği belirtilmiştir.

            Ayrıca, "5-Emsallere Uygun Fiyat ya da Bedelin Tespitinde Kullanılan Yöntemler" başlıklı bölümde, “Mükellefler, ilişkili kişilerle yaptıkları işlemlerde uygulayacağı fiyat veya bedelleri, işlemin mahiyetine en uygun olan yöntemi kullanarak tespit ederler.

            Emsallere uygun fiyata geleneksel işlem yöntemleri olarak adlandırılan karşılaştırılabilir fiyat yöntemi, maliyet artı yöntemi ve yeniden satış fiyatı yönteminden herhangi birisiyle ulaşma olanağı yoksa mükellef, işlemlerin mahiyetine uygun olarak diğer yöntemleri kullanabilir…” şeklinde açıklamalara yer verilmiştir.

            Bu açıklamalara göre, şirketiniz ile ilişkili kişi konumundaki …. şubeniz arasında yapılan mevcut protokol (Loan Agreement) gereğince, ilgili şubenin ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla döviz cinsinden para gönderilmesi işleminde uygulanması gereken faiz oranı ile sözleşmenin şart ve koşullarının emsallere uygun olması gerekmektir.

            Söz konusu faiz oranının tespitinde anılan Tebliğde ayrıntılı olarak açıklanan yöntemlerden işlemin mahiyetine en uygun olanın kullanılacağı tabiidir.

            Bilgi edinilmesini rica ederim.

 

 

 

 

 

(*)     Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.

(**)   İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir.

(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.

Resmi Gazete No: Resmi Gazete Tarihi: Adı: UID:
İçerik:

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

ANKARA VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI

Mükellef Hizmetleri Usul Grup Müdürlüğü

 

Sayı

:

27575268-105[280-2014-254]-193254

09.08.2016

Konu

:

Yabancı paraların değerlemesinden oluşacak kur farkının istisna kapsamında değerlendirilmesi

 

     

 

………

 

            İlgide kayıtlı özelge talep formunda;

            - …..Vergi Dairesi Müdürlüğünün ….. vergi kimlik numaralı mükellefi olduğunuz, şirketinizin yurt içi ve yurt dışında inşaat faaliyeti ile uğraştığı ve bu faaliyeti yurt içi ve yurt dışında şubeler açarak gerçekleştirdiği,

             - Yurt dışı şubeniz ile nakit ihtiyacın karşılanması amacıyla yapılan işlemlerde geri ödemelerde kur farkı kar/zararı oluştuğu,

               - Yurt dışı inşaat işi devam ederken yurt dışı şubeden merkeze önceden gönderilen dövizlerle müteahhitlik kazancı olarak gönderilen dövizlerin gelir yazılması esnasında mahsup edilmesinde kur farkı kar/zararı oluştuğu,

            - Merkezin yurt dışındaki şubeye verdiği hizmetlere ilişkin (personelin yurt dışı şube adına çalıştığı kısma isabet eden ücret tutarı ile merkezden yurt dışı şube adına yapılan) harcamaların dekont edildiği tarih ile tahsil tarihi arasında kur farkı kar/zararı oluştuğu belirtilerek,

            söz konusu para hareketleri nedeniyle oluşan kur farklarının ne şekilde işleme tabi tutulacağı hususunda Başkanlığımız görüşü sorulmaktadır.

            213 sayılı Vergi Usul Kanununun 280 inci maddesinde; "Yabancı paralar borsa rayici ile değerlenir. Borsa rayicinin takarrüründe muvazaa olduğu anlaşılırsa bu rayiç yerine alış bedeli esas alınır. Yabancı paranın borsada rayici yoksa, değerlemeye uygulanacak kur Maliye Bakanlığınca tespit olunur....", "Kasa Mevcudu" başlıklı 284 üncü maddesinde ise "Kasa mevcutları itibari kıymetleriyle değerlenir, yabancı paralar hakkında 280'inci madde hükmü uygulanır" hükmü mevcuttur.

             5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 3 üncü maddesinde, Kanunun 1 inci maddesinde sayılı kurumlardan kanunî veya iş merkezi Türkiye'de bulunanlar, gerek Türkiye içinde gerekse Türkiye dışında elde ettikleri kazançların tamamı üzerinden vergilendirileceği hükmü yer almaktadır.

            Aynı Kanunun "İstisnalar" başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (h) bendinde, yurt dışında yapılan inşaat, onarım, montaj işleri ile teknik hizmetlerden sağlanarak Türkiye'de genel sonuç hesaplarına intikal ettirilen kazançların kurumlar vergisinden istisna olduğu hüküm altına alınmıştır.

            Konuyla ilgili 1 Seri No.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliğinin "5.9. Yurt dışında yapılan inşaat, onarım, montaj işleri ile teknik hizmetlerden sağlanan kazançlarda istisna" başlıklı bölümünde;

            -Yurtdışındaki şubelerden elde edilen kazançların genel sonuç hesaplarına intikal ettirilmesinde, faaliyette bulunulan yabancı ülkenin mevzuatına göre hesap döneminin kapandığı tarih itibarıyla ilgili ülke mevzuatına göre tespit edilen faaliyet sonucunun, Türkiye'de de aynı tarih itibarıyla genel sonuç hesaplarına kaydedileceği, kazancın kambiyo mevzuatına göre fiilen Türkiye'ye getirilmesinin herhangi bir etkisi olmayacağı,

            -Türkiye'de genel sonuç hesaplarına intikal ettirilen kazancın, hesaplara intikal ettirilmesi gereken tarihte T.C. Merkez Bankasının o gün için tespit ve ilan ettiği döviz alış kurlarıyla değerlendirileceği, T.C. Merkez Bankasınca tespit ve ilan olunmayan yabancı paralarda ise Maliye Bakanlığının Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre tespit ve ilan ettiği kurların dikkate alınacağı,

            -Yurtdışındaki işyerine merkez tarafından fatura düzenlenmek suretiyle ihraç olunan emtia ile yurt dışına yönelik olarak fatura düzenlenmek suretiyle yapılan hizmetlerden doğan dövize bağlı alacak ve borçların aynen mal veya hizmet ihracından doğan alacak ve borçlarda olduğu gibi değerlemeye tabi tutulacağı ve değerleme farklarının vergi matrahının tespitinde dikkate alınacağı; ancak, Türkiye'de bulunan merkez ile yurt dışındaki işyeri arasında gerçekleşen diğer para hareketlerinden doğan alacak ve borçlar ise gerçek bir alacak ve borç niteliği taşımadığından, söz konusu para hareketlerine dayalı cari hesap bakiyelerinin değerlemesine gerek bulunmadığı,

            -İstisna uygulamasına konu olan ve yurt dışında yapılıp tamamlanan işlerden doğan kazancın Türkiye'ye getirilmesi halinde, söz konusu yabancı paraların değerlemesinden kaynaklanan kur farklarının istisna kazançla ilişkilendirilmesinin mümkün olmadığı,

            -Yurt dışında yapılmakta olan işlerden elde edilen hasılatın Türkiye'ye döviz olarak getirilmesi halinde, anılan işlerin tamamlandığı geçici vergilendirme dönemine kadar söz konusu yabancı paraların değerlemesinden kaynaklanan kur farkları istisna kapsamında değerlendirileceği,

            açıklamalarına yer verilmiştir. Bu itibarla;         

             - Yurt dışındaki işyerine tarafınızdan fatura düzenlenmek suretiyle ihraç olunan emtia ile yurt dışına yönelik olarak fatura düzenlenmek suretiyle yapılan hizmetlerden doğan dövize bağlı alacak ve borçların aynen mal veya hizmet ihracından doğan alacak ve borçlarda olduğu gibi değerlemeye tabi tutulması ve değerleme farklarının vergi matrahının tespitinde dikkate alınması,

            - Yurt dışındaki işyeri ile tarafınız arasında gerçekleşen diğer para hareketlerinden doğan alacak ve borçların ise gerçek bir alacak ve borç niteliği taşımaması nedeniyle bu para hareketlerine dayalı cari hesap bakiyelerinin değerlenmemesi,

            - Yurt dışında yapılan ve tamamlanarak genel sonuç hesaplarına kaydedilen inşaat işlerine ilişkin kazancın Türkiye'ye döviz olarak getirilmesinden dolayı oluşan kur farklarının, istisnaya tabi olan kazançla ilişkilendirilmeyerek doğrudan kurum kazancına dahil edilmesi,

            - Yurt dışında bulunan şubeniz tarafından yapılmakta olan inşaat işinin devamı sırasında Türkiye'ye döviz olarak getirilen hasılatın değerlemesinden kaynaklanan kur farklarının ise anılan işin tamamlandığı geçici vergilendirme dönemine kadar istisnaya konu yurt dışı kazancın tespitinde dikkate alınarak istisna kapsamında değerlendirilmesi

            gerekmektedir.

            Bilgi edinilmesini rica ederim.

 

 

 

 

 

(*)     Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.

(**)   İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir.

(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.

İçerik 1:

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

ANKARA VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI

Mükellef Hizmetleri Usul Grup Müdürlüğü

 

Sayı

:

27575268-105[280-2014-254]-193254

09.08.2016

Konu

:

Yabancı paraların değerlemesinden oluşacak kur farkının istisna kapsamında değerlendirilmesi

 

     

 

………

 

            İlgide kayıtlı özelge talep formunda;

            - …..Vergi Dairesi Müdürlüğünün ….. vergi kimlik numaralı mükellefi olduğunuz, şirketinizin yurt içi ve yurt dışında inşaat faaliyeti ile uğraştığı ve bu faaliyeti yurt içi ve yurt dışında şubeler açarak gerçekleştirdiği,

             - Yurt dışı şubeniz ile nakit ihtiyacın karşılanması amacıyla yapılan işlemlerde geri ödemelerde kur farkı kar/zararı oluştuğu,

               - Yurt dışı inşaat işi devam ederken yurt dışı şubeden merkeze önceden gönderilen dövizlerle müteahhitlik kazancı olarak gönderilen dövizlerin gelir yazılması esnasında mahsup edilmesinde kur farkı kar/zararı oluştuğu,

            - Merkezin yurt dışındaki şubeye verdiği hizmetlere ilişkin (personelin yurt dışı şube adına çalıştığı kısma isabet eden ücret tutarı ile merkezden yurt dışı şube adına yapılan) harcamaların dekont edildiği tarih ile tahsil tarihi arasında kur farkı kar/zararı oluştuğu belirtilerek,

            söz konusu para hareketleri nedeniyle oluşan kur farklarının ne şekilde işleme tabi tutulacağı hususunda Başkanlığımız görüşü sorulmaktadır.

            213 sayılı Vergi Usul Kanununun 280 inci maddesinde; "Yabancı paralar borsa rayici ile değerlenir. Borsa rayicinin takarrüründe muvazaa olduğu anlaşılırsa bu rayiç yerine alış bedeli esas alınır. Yabancı paranın borsada rayici yoksa, değerlemeye uygulanacak kur Maliye Bakanlığınca tespit olunur....", "Kasa Mevcudu" başlıklı 284 üncü maddesinde ise "Kasa mevcutları itibari kıymetleriyle değerlenir, yabancı paralar hakkında 280'inci madde hükmü uygulanır" hükmü mevcuttur.

             5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 3 üncü maddesinde, Kanunun 1 inci maddesinde sayılı kurumlardan kanunî veya iş merkezi Türkiye'de bulunanlar, gerek Türkiye içinde gerekse Türkiye dışında elde ettikleri kazançların tamamı üzerinden vergilendirileceği hükmü yer almaktadır.

            Aynı Kanunun "İstisnalar" başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (h) bendinde, yurt dışında yapılan inşaat, onarım, montaj işleri ile teknik hizmetlerden sağlanarak Türkiye'de genel sonuç hesaplarına intikal ettirilen kazançların kurumlar vergisinden istisna olduğu hüküm altına alınmıştır.

            Konuyla ilgili 1 Seri No.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliğinin "5.9. Yurt dışında yapılan inşaat, onarım, montaj işleri ile teknik hizmetlerden sağlanan kazançlarda istisna" başlıklı bölümünde;

            -Yurtdışındaki şubelerden elde edilen kazançların genel sonuç hesaplarına intikal ettirilmesinde, faaliyette bulunulan yabancı ülkenin mevzuatına göre hesap döneminin kapandığı tarih itibarıyla ilgili ülke mevzuatına göre tespit edilen faaliyet sonucunun, Türkiye'de de aynı tarih itibarıyla genel sonuç hesaplarına kaydedileceği, kazancın kambiyo mevzuatına göre fiilen Türkiye'ye getirilmesinin herhangi bir etkisi olmayacağı,

            -Türkiye'de genel sonuç hesaplarına intikal ettirilen kazancın, hesaplara intikal ettirilmesi gereken tarihte T.C. Merkez Bankasının o gün için tespit ve ilan ettiği döviz alış kurlarıyla değerlendirileceği, T.C. Merkez Bankasınca tespit ve ilan olunmayan yabancı paralarda ise Maliye Bakanlığının Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre tespit ve ilan ettiği kurların dikkate alınacağı,

            -Yurtdışındaki işyerine merkez tarafından fatura düzenlenmek suretiyle ihraç olunan emtia ile yurt dışına yönelik olarak fatura düzenlenmek suretiyle yapılan hizmetlerden doğan dövize bağlı alacak ve borçların aynen mal veya hizmet ihracından doğan alacak ve borçlarda olduğu gibi değerlemeye tabi tutulacağı ve değerleme farklarının vergi matrahının tespitinde dikkate alınacağı; ancak, Türkiye'de bulunan merkez ile yurt dışındaki işyeri arasında gerçekleşen diğer para hareketlerinden doğan alacak ve borçlar ise gerçek bir alacak ve borç niteliği taşımadığından, söz konusu para hareketlerine dayalı cari hesap bakiyelerinin değerlemesine gerek bulunmadığı,

            -İstisna uygulamasına konu olan ve yurt dışında yapılıp tamamlanan işlerden doğan kazancın Türkiye'ye getirilmesi halinde, söz konusu yabancı paraların değerlemesinden kaynaklanan kur farklarının istisna kazançla ilişkilendirilmesinin mümkün olmadığı,

            -Yurt dışında yapılmakta olan işlerden elde edilen hasılatın Türkiye'ye döviz olarak getirilmesi halinde, anılan işlerin tamamlandığı geçici vergilendirme dönemine kadar söz konusu yabancı paraların değerlemesinden kaynaklanan kur farkları istisna kapsamında değerlendirileceği,

            açıklamalarına yer verilmiştir. Bu itibarla;         

             - Yurt dışındaki işyerine tarafınızdan fatura düzenlenmek suretiyle ihraç olunan emtia ile yurt dışına yönelik olarak fatura düzenlenmek suretiyle yapılan hizmetlerden doğan dövize bağlı alacak ve borçların aynen mal veya hizmet ihracından doğan alacak ve borçlarda olduğu gibi değerlemeye tabi tutulması ve değerleme farklarının vergi matrahının tespitinde dikkate alınması,

            - Yurt dışındaki işyeri ile tarafınız arasında gerçekleşen diğer para hareketlerinden doğan alacak ve borçların ise gerçek bir alacak ve borç niteliği taşımaması nedeniyle bu para hareketlerine dayalı cari hesap bakiyelerinin değerlenmemesi,

            - Yurt dışında yapılan ve tamamlanarak genel sonuç hesaplarına kaydedilen inşaat işlerine ilişkin kazancın Türkiye'ye döviz olarak getirilmesinden dolayı oluşan kur farklarının, istisnaya tabi olan kazançla ilişkilendirilmeyerek doğrudan kurum kazancına dahil edilmesi,

            - Yurt dışında bulunan şubeniz tarafından yapılmakta olan inşaat işinin devamı sırasında Türkiye'ye döviz olarak getirilen hasılatın değerlemesinden kaynaklanan kur farklarının ise anılan işin tamamlandığı geçici vergilendirme dönemine kadar istisnaya konu yurt dışı kazancın tespitinde dikkate alınarak istisna kapsamında değerlendirilmesi

            gerekmektedir.

            Bilgi edinilmesini rica ederim.

 

 

 

 

 

(*)     Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.

(**)   İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir.

(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.

İçerik 2:

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

ANKARA VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI

Mükellef Hizmetleri Usul Grup Müdürlüğü

 

Sayı

:

27575268-105[280-2014-254]-193254

09.08.2016

Konu

:

Yabancı paraların değerlemesinden oluşacak kur farkının istisna kapsamında değerlendirilmesi

 

     

 

………

 

            İlgide kayıtlı özelge talep formunda;

            - …..Vergi Dairesi Müdürlüğünün ….. vergi kimlik numaralı mükellefi olduğunuz, şirketinizin yurt içi ve yurt dışında inşaat faaliyeti ile uğraştığı ve bu faaliyeti yurt içi ve yurt dışında şubeler açarak gerçekleştirdiği,

             - Yurt dışı şubeniz ile nakit ihtiyacın karşılanması amacıyla yapılan işlemlerde geri ödemelerde kur farkı kar/zararı oluştuğu,

               - Yurt dışı inşaat işi devam ederken yurt dışı şubeden merkeze önceden gönderilen dövizlerle müteahhitlik kazancı olarak gönderilen dövizlerin gelir yazılması esnasında mahsup edilmesinde kur farkı kar/zararı oluştuğu,

            - Merkezin yurt dışındaki şubeye verdiği hizmetlere ilişkin (personelin yurt dışı şube adına çalıştığı kısma isabet eden ücret tutarı ile merkezden yurt dışı şube adına yapılan) harcamaların dekont edildiği tarih ile tahsil tarihi arasında kur farkı kar/zararı oluştuğu belirtilerek,

            söz konusu para hareketleri nedeniyle oluşan kur farklarının ne şekilde işleme tabi tutulacağı hususunda Başkanlığımız görüşü sorulmaktadır.

            213 sayılı Vergi Usul Kanununun 280 inci maddesinde; "Yabancı paralar borsa rayici ile değerlenir. Borsa rayicinin takarrüründe muvazaa olduğu anlaşılırsa bu rayiç yerine alış bedeli esas alınır. Yabancı paranın borsada rayici yoksa, değerlemeye uygulanacak kur Maliye Bakanlığınca tespit olunur....", "Kasa Mevcudu" başlıklı 284 üncü maddesinde ise "Kasa mevcutları itibari kıymetleriyle değerlenir, yabancı paralar hakkında 280'inci madde hükmü uygulanır" hükmü mevcuttur.

             5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 3 üncü maddesinde, Kanunun 1 inci maddesinde sayılı kurumlardan kanunî veya iş merkezi Türkiye'de bulunanlar, gerek Türkiye içinde gerekse Türkiye dışında elde ettikleri kazançların tamamı üzerinden vergilendirileceği hükmü yer almaktadır.

            Aynı Kanunun "İstisnalar" başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (h) bendinde, yurt dışında yapılan inşaat, onarım, montaj işleri ile teknik hizmetlerden sağlanarak Türkiye'de genel sonuç hesaplarına intikal ettirilen kazançların kurumlar vergisinden istisna olduğu hüküm altına alınmıştır.

            Konuyla ilgili 1 Seri No.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliğinin "5.9. Yurt dışında yapılan inşaat, onarım, montaj işleri ile teknik hizmetlerden sağlanan kazançlarda istisna" başlıklı bölümünde;

            -Yurtdışındaki şubelerden elde edilen kazançların genel sonuç hesaplarına intikal ettirilmesinde, faaliyette bulunulan yabancı ülkenin mevzuatına göre hesap döneminin kapandığı tarih itibarıyla ilgili ülke mevzuatına göre tespit edilen faaliyet sonucunun, Türkiye'de de aynı tarih itibarıyla genel sonuç hesaplarına kaydedileceği, kazancın kambiyo mevzuatına göre fiilen Türkiye'ye getirilmesinin herhangi bir etkisi olmayacağı,

            -Türkiye'de genel sonuç hesaplarına intikal ettirilen kazancın, hesaplara intikal ettirilmesi gereken tarihte T.C. Merkez Bankasının o gün için tespit ve ilan ettiği döviz alış kurlarıyla değerlendirileceği, T.C. Merkez Bankasınca tespit ve ilan olunmayan yabancı paralarda ise Maliye Bakanlığının Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre tespit ve ilan ettiği kurların dikkate alınacağı,

            -Yurtdışındaki işyerine merkez tarafından fatura düzenlenmek suretiyle ihraç olunan emtia ile yurt dışına yönelik olarak fatura düzenlenmek suretiyle yapılan hizmetlerden doğan dövize bağlı alacak ve borçların aynen mal veya hizmet ihracından doğan alacak ve borçlarda olduğu gibi değerlemeye tabi tutulacağı ve değerleme farklarının vergi matrahının tespitinde dikkate alınacağı; ancak, Türkiye'de bulunan merkez ile yurt dışındaki işyeri arasında gerçekleşen diğer para hareketlerinden doğan alacak ve borçlar ise gerçek bir alacak ve borç niteliği taşımadığından, söz konusu para hareketlerine dayalı cari hesap bakiyelerinin değerlemesine gerek bulunmadığı,

            -İstisna uygulamasına konu olan ve yurt dışında yapılıp tamamlanan işlerden doğan kazancın Türkiye'ye getirilmesi halinde, söz konusu yabancı paraların değerlemesinden kaynaklanan kur farklarının istisna kazançla ilişkilendirilmesinin mümkün olmadığı,

            -Yurt dışında yapılmakta olan işlerden elde edilen hasılatın Türkiye'ye döviz olarak getirilmesi halinde, anılan işlerin tamamlandığı geçici vergilendirme dönemine kadar söz konusu yabancı paraların değerlemesinden kaynaklanan kur farkları istisna kapsamında değerlendirileceği,

            açıklamalarına yer verilmiştir. Bu itibarla;         

             - Yurt dışındaki işyerine tarafınızdan fatura düzenlenmek suretiyle ihraç olunan emtia ile yurt dışına yönelik olarak fatura düzenlenmek suretiyle yapılan hizmetlerden doğan dövize bağlı alacak ve borçların aynen mal veya hizmet ihracından doğan alacak ve borçlarda olduğu gibi değerlemeye tabi tutulması ve değerleme farklarının vergi matrahının tespitinde dikkate alınması,

            - Yurt dışındaki işyeri ile tarafınız arasında gerçekleşen diğer para hareketlerinden doğan alacak ve borçların ise gerçek bir alacak ve borç niteliği taşımaması nedeniyle bu para hareketlerine dayalı cari hesap bakiyelerinin değerlenmemesi,

            - Yurt dışında yapılan ve tamamlanarak genel sonuç hesaplarına kaydedilen inşaat işlerine ilişkin kazancın Türkiye'ye döviz olarak getirilmesinden dolayı oluşan kur farklarının, istisnaya tabi olan kazançla ilişkilendirilmeyerek doğrudan kurum kazancına dahil edilmesi,

            - Yurt dışında bulunan şubeniz tarafından yapılmakta olan inşaat işinin devamı sırasında Türkiye'ye döviz olarak getirilen hasılatın değerlemesinden kaynaklanan kur farklarının ise anılan işin tamamlandığı geçici vergilendirme dönemine kadar istisnaya konu yurt dışı kazancın tespitinde dikkate alınarak istisna kapsamında değerlendirilmesi

            gerekmektedir.

            Bilgi edinilmesini rica ederim.

 

 

 

 

 

(*)     Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.

(**)   İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir.

(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.

Resmi Gazete No: 29973 Resmi Gazete Tarihi: Çarşamba, 8 Şubat, 2017 Adı: UID:
İçerik:

Amaç ve kapsam

MADDE 1 – (1) Bu Tebliğin amacı, borsada rayici olmayan yabancı paraların, 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu gereğince 2016 yılı için yapılacak değerlemelerine esas oluşturacak kurların tespit edilmesidir.

Dayanak

MADDE 2 – (1) Bu Tebliğ, Vergi Usul Kanununun 280 inci maddesinin ikinci ve üçüncü fıkralarına dayanılarak hazırlanmıştır.

Esas alınacak kurlar

MADDE 3 – (1) Borsada rayici olmayan yabancı paraların ve bu paralarla olan senetli ve senetsiz alacak ve borçların değerlemesinde 2016 yılı sonu itibarıyla bu Tebliğ ekinde yer alan listede gösterilen kurlar uygulanır.

Değerleme günü itibarıyla kurların ilan edilmemesi

MADDE 4 – (1) 20/4/1976 tarihli ve 15565 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 130 sıra numaralı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinde ve 27/12/1998 tarihli ve 23566 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 217 seri numaralı Gelir Vergisi Genel Tebliğinde belirtilen hükümler gereğince, değerleme günü itibarıyla Maliye Bakanlığınca kurların ilan edilmediği durumlarda T.C. Merkez Bankasınca ilan edilen kurlar esas alınır.

(2) Bu şekilde yapılacak değerlemelerde efektif cinsinden yabancı paralar için efektif alış kuru (efektif alış kurunun bulunmaması halinde döviz alış kuru), döviz cinsinden yabancı paralar içinse döviz alış kuru uygulanır.

(3) Vergi uygulamaları açısından bankaların, 31/12/2016 tarihi itibarıyla yapacakları değerleme sırasında bu Tebliğ ile belirlenen kurlar yerine, T.C. Merkez Bankasınca belirlenen esaslara uygun olarak tespit ettikleri ve fiilen uyguladıkları alış kurlarını esas almaları gerekir.

Yürürlük

MADDE 5 – (1) Bu Tebliğ yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

Yürütme

MADDE 6 – (1) Bu Tebliğ hükümlerini Maliye Bakanı yürütür.

 

Eki için tıklayınız.

İçerik 1:

Amaç ve kapsam

MADDE 1 – (1) Bu Tebliğin amacı, borsada rayici olmayan yabancı paraların, 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu gereğince 2016 yılı için yapılacak değerlemelerine esas oluşturacak kurların tespit edilmesidir.

Dayanak

MADDE 2 – (1) Bu Tebliğ, Vergi Usul Kanununun 280 inci maddesinin ikinci ve üçüncü fıkralarına dayanılarak hazırlanmıştır.

Esas alınacak kurlar

MADDE 3 – (1) Borsada rayici olmayan yabancı paraların ve bu paralarla olan senetli ve senetsiz alacak ve borçların değerlemesinde 2016 yılı sonu itibarıyla bu Tebliğ ekinde yer alan listede gösterilen kurlar uygulanır.

Değerleme günü itibarıyla kurların ilan edilmemesi

MADDE 4 – (1) 20/4/1976 tarihli ve 15565 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 130 sıra numaralı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinde ve 27/12/1998 tarihli ve 23566 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 217 seri numaralı Gelir Vergisi Genel Tebliğinde belirtilen hükümler gereğince, değerleme günü itibarıyla Maliye Bakanlığınca kurların ilan edilmediği durumlarda T.C. Merkez Bankasınca ilan edilen kurlar esas alınır.

(2) Bu şekilde yapılacak değerlemelerde efektif cinsinden yabancı paralar için efektif alış kuru (efektif alış kurunun bulunmaması halinde döviz alış kuru), döviz cinsinden yabancı paralar içinse döviz alış kuru uygulanır.

(3) Vergi uygulamaları açısından bankaların, 31/12/2016 tarihi itibarıyla yapacakları değerleme sırasında bu Tebliğ ile belirlenen kurlar yerine, T.C. Merkez Bankasınca belirlenen esaslara uygun olarak tespit ettikleri ve fiilen uyguladıkları alış kurlarını esas almaları gerekir.

Yürürlük

MADDE 5 – (1) Bu Tebliğ yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

Yürütme

MADDE 6 – (1) Bu Tebliğ hükümlerini Maliye Bakanı yürütür.

 

Eki için tıklayınız.

İçerik 2:

Amaç ve kapsam

MADDE 1 – (1) Bu Tebliğin amacı, borsada rayici olmayan yabancı paraların, 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu gereğince 2016 yılı için yapılacak değerlemelerine esas oluşturacak kurların tespit edilmesidir.

Dayanak

MADDE 2 – (1) Bu Tebliğ, Vergi Usul Kanununun 280 inci maddesinin ikinci ve üçüncü fıkralarına dayanılarak hazırlanmıştır.

Esas alınacak kurlar

MADDE 3 – (1) Borsada rayici olmayan yabancı paraların ve bu paralarla olan senetli ve senetsiz alacak ve borçların değerlemesinde 2016 yılı sonu itibarıyla bu Tebliğ ekinde yer alan listede gösterilen kurlar uygulanır.

Değerleme günü itibarıyla kurların ilan edilmemesi

MADDE 4 – (1) 20/4/1976 tarihli ve 15565 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 130 sıra numaralı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinde ve 27/12/1998 tarihli ve 23566 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 217 seri numaralı Gelir Vergisi Genel Tebliğinde belirtilen hükümler gereğince, değerleme günü itibarıyla Maliye Bakanlığınca kurların ilan edilmediği durumlarda T.C. Merkez Bankasınca ilan edilen kurlar esas alınır.

(2) Bu şekilde yapılacak değerlemelerde efektif cinsinden yabancı paralar için efektif alış kuru (efektif alış kurunun bulunmaması halinde döviz alış kuru), döviz cinsinden yabancı paralar içinse döviz alış kuru uygulanır.

(3) Vergi uygulamaları açısından bankaların, 31/12/2016 tarihi itibarıyla yapacakları değerleme sırasında bu Tebliğ ile belirlenen kurlar yerine, T.C. Merkez Bankasınca belirlenen esaslara uygun olarak tespit ettikleri ve fiilen uyguladıkları alış kurlarını esas almaları gerekir.

Yürürlük

MADDE 5 – (1) Bu Tebliğ yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

Yürütme

MADDE 6 – (1) Bu Tebliğ hükümlerini Maliye Bakanı yürütür.

 

Eki için tıklayınız.

Resmi Gazete No: Resmi Gazete Tarihi: Adı: UID:
İçerik:

T.C.

GELİR İDARESİ   BAŞKANLIĞI

 BÜYÜK MÜKELLEFLER VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI

Mükellef   Hizmetleri Grup Müdürlüğü

 

 

 

Sayı

:

64597866-105[280-2016]-3601

24/02/2016

Konu

:

Döviz cinsinden olan alacaklar ile alacak karşılıkları   için geçici vergi dönemlerinde kur değerlemesi yapılıp yapılmayacağı.

 

     

 

 

            İlgide kayıtlı özelge talep formunda, ... sektöründeki faaliyetlerinizden dolayı Başkanlığımız …vergi numaralı mükellefi olan şirketinizin, tahsil edemediği dövizli alacaklarına ilişkin dava sürecini başlatarak Vergi Usul Kanunu hükümleri çerçevesinde karşılık ayırmak suretiyle giderleştirdiği, ancak döviz cinsinden olan Şüpheli Alacaklar Hesabı ve Şüpheli Alacaklar Karşılığı Hesabının geçici vergi dönemleri itibariyle yıl sonlarında ve sonraki yıllarda değerlemeye tabi tutulması hususunda tereddüte düştüğünüzü belirterek, döviz cinsinden olan şüpheli alacakların ve bunlara ilişkin ayrılan karşılık tutarlarının değerlenip, değerlenmeyeceği hususunda Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.

 

            213 sayılı Vergi Usul Kanununun “Şüpheli Alacaklar” başlıklı 323 üncü maddesinde;

 

             “Ticari ve zirai kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi ile ilgili olmak şartıyla;

 

            1. Dava veya icra safhasında bulunan alacaklar;

 

            2. Yapılan protestoya veya yazı ile bir defadan fazla istenilmesine rağmen borçlu tarafından ödenmemiş bulunan dava ve icra takibine değmeyecek derecede küçük alacaklar;

 

            şüpheli alacak sayılır.

 

            Yukarıda yazılı şüpheli alacaklar için değerleme gününün tasarruf değerine göre pasifte karşılık ayrılabilir.

 

            Bu karşılığın hangi alacaklara ait olduğu karşılık hesabında gösterilir. Teminatlı alacaklarda bu karşılık teminattan geri kalan miktara inhisar eder.

 

            Şüpheli alacakların sonradan tahsil edilen miktarları tahsil edildikleri dönemde kâr zarar hesabına intikal ettirilir.”

 

            hükmü yer almaktadır.

 

            Kanun hükmüne göre ticari ve zirai kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi ile ilgili olmak şartıyla; dava ve icra safhasında bulunan alacaklarla, yapılan protestoya veya yazı ile bir defadan fazla istenilmesine rağmen borçlu tarafından ödenmemiş olan dava ve icra takibine değmeyecek derecede küçük alacaklar şüpheli alacak sayılmakta, bu şartlardan herhangi birinin mevcut olmaması durumunda ise şüpheli alacak kaydına imkan bulunmamaktadır. Diğer yandan, şüpheli alacaklar için dava veya icra takibine başlanıldığı yılda karşılık ayrılması gerekmekte olup, şüpheli hale geldiği hesap döneminde karşılık ayrılmayan alacaklar için daha sonraki dönemlerde karşılık ayrılması mümkün olmamaktadır.

 

            Ancak,  ayrılan şüpheli alacakların sonradan tahsil edilen miktarları tahsil edildikleri dönemde kar-zarar hesabına intikal ettirilir.

 

            Öte yandan, yurt dışından olan alacakların şüpheli hale geldiğinin ispatlanabilmesi için ticari iş yapılan firmanın mukim olduğu ülkenin mahkemelerinde dava açılması veya icra takibinde bulunulması gerekmektedir.

 

            Döviz cinsinden alacakların dönem sonunda değerlenmesi nedeniyle oluşacak kur farkları da asıl alacağın akıbetine tabi olduğundan asıl alacak şüpheli hale geldikten sonra bu alacağa bağlı olarak oluşan kur farkları için de şüpheli alacak karşılığı ayrılması mümkün bulunmaktadır.

 

            Ancak, döviz cinsinden alacakların dönem sonunda değerlenmesi nedeniyle kambiyo zararı oluşması durumunda şüpheli alacakların, oluşan kambiyo zararı kadar azaltılması ve ayrılan şüpheli alacak karşılıklarının da kambiyo zararı kadar azaltılarak konusu kalmayan bu karşılıkların gelir hesaplarına intikal ettirilmesi gerekmektedir.

           

            Diğer taraftan; Kurumlar Vergisi Kanununun 32 nci maddesinin ikinci fıkrasında, kurumlar vergisi mükelleflerince cari vergilendirme döneminin kurumlar vergisine mahsup edilmek üzere Gelir Vergisi Kanununda belirtilen esaslara göre ve cari dönemin kurumlar vergisi oranında geçici vergi ödeneceği hükme bağlanmıştır.

 

            Konuya ilişkin olarak yayımlanan 217 Seri Nolu Gelir Vergisi Genel Tebliğinin “Geçici Vergiye Esas Kazancın Tespiti” başlıklı 3 üncü bölümünde;

 

             “…. Geçici vergiye esas kazançların tespitinde, Vergi Usul Kanununun değerlemeye ilişkin hükümlerinin de dikkate alınması gerekmektedir. Değerleme işlemleri ise geçici vergi döneminin kapandığı tarih itibariyle yapılacaktır.”

 

             açıklamasına yer verilmiştir.

 

            Öte yandan, aynı Tebliğin “Yabancı Paraların ve Yabancı Para Cinsinden Olan Borç ve Alacakların Değerlemesi” başlıklı bölümünde ise;

 

             “Vergi Usul Kanununun 280 inci maddesinde, yabancı paraların borsa rayici ile değerleneceği ve bu hükmün yabancı para ile olan senetli veya senetsiz alacaklar ve borçlar hakkında da cari olduğu belirtilmiştir. Dolayısıyla, geçici vergiye tabi kazançların tespitinde yabancı paralar ile yabancı para cinsinden olan alacak ve borçların bu hüküm dikkate alınarak değerlenmesi gerekmektedir. Bu şekilde yapılacak değerlemede T.C. Merkez Bankasınca Resmi Gazetede geçici vergi döneminin kapandığı tarih itibariyle yayımlanan döviz alış kurları esas alınacaktır.”

 

             açıklaması yapılmıştır.        

          

             Yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde; ... işlerinizden doğan ve şüpheli hale gelen yabancı para cinsinden alacakların geçici vergi dönemlerinde değerlenmesi gerekmektedir.

                   

            Bilgi edinilmesini rica ederim.

 

 

 

 

İçerik 1:

T.C.

GELİR İDARESİ   BAŞKANLIĞI

 BÜYÜK MÜKELLEFLER VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI

Mükellef   Hizmetleri Grup Müdürlüğü

 

 

 

Sayı

:

64597866-105[280-2016]-3601

24/02/2016

Konu

:

Döviz cinsinden olan alacaklar ile alacak karşılıkları   için geçici vergi dönemlerinde kur değerlemesi yapılıp yapılmayacağı.

 

     

 

 

            İlgide kayıtlı özelge talep formunda, ... sektöründeki faaliyetlerinizden dolayı Başkanlığımız …vergi numaralı mükellefi olan şirketinizin, tahsil edemediği dövizli alacaklarına ilişkin dava sürecini başlatarak Vergi Usul Kanunu hükümleri çerçevesinde karşılık ayırmak suretiyle giderleştirdiği, ancak döviz cinsinden olan Şüpheli Alacaklar Hesabı ve Şüpheli Alacaklar Karşılığı Hesabının geçici vergi dönemleri itibariyle yıl sonlarında ve sonraki yıllarda değerlemeye tabi tutulması hususunda tereddüte düştüğünüzü belirterek, döviz cinsinden olan şüpheli alacakların ve bunlara ilişkin ayrılan karşılık tutarlarının değerlenip, değerlenmeyeceği hususunda Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.

 

            213 sayılı Vergi Usul Kanununun “Şüpheli Alacaklar” başlıklı 323 üncü maddesinde;

 

             “Ticari ve zirai kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi ile ilgili olmak şartıyla;

 

            1. Dava veya icra safhasında bulunan alacaklar;

 

            2. Yapılan protestoya veya yazı ile bir defadan fazla istenilmesine rağmen borçlu tarafından ödenmemiş bulunan dava ve icra takibine değmeyecek derecede küçük alacaklar;

 

            şüpheli alacak sayılır.

 

            Yukarıda yazılı şüpheli alacaklar için değerleme gününün tasarruf değerine göre pasifte karşılık ayrılabilir.

 

            Bu karşılığın hangi alacaklara ait olduğu karşılık hesabında gösterilir. Teminatlı alacaklarda bu karşılık teminattan geri kalan miktara inhisar eder.

 

            Şüpheli alacakların sonradan tahsil edilen miktarları tahsil edildikleri dönemde kâr zarar hesabına intikal ettirilir.”

 

            hükmü yer almaktadır.

 

            Kanun hükmüne göre ticari ve zirai kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi ile ilgili olmak şartıyla; dava ve icra safhasında bulunan alacaklarla, yapılan protestoya veya yazı ile bir defadan fazla istenilmesine rağmen borçlu tarafından ödenmemiş olan dava ve icra takibine değmeyecek derecede küçük alacaklar şüpheli alacak sayılmakta, bu şartlardan herhangi birinin mevcut olmaması durumunda ise şüpheli alacak kaydına imkan bulunmamaktadır. Diğer yandan, şüpheli alacaklar için dava veya icra takibine başlanıldığı yılda karşılık ayrılması gerekmekte olup, şüpheli hale geldiği hesap döneminde karşılık ayrılmayan alacaklar için daha sonraki dönemlerde karşılık ayrılması mümkün olmamaktadır.

 

            Ancak,  ayrılan şüpheli alacakların sonradan tahsil edilen miktarları tahsil edildikleri dönemde kar-zarar hesabına intikal ettirilir.

 

            Öte yandan, yurt dışından olan alacakların şüpheli hale geldiğinin ispatlanabilmesi için ticari iş yapılan firmanın mukim olduğu ülkenin mahkemelerinde dava açılması veya icra takibinde bulunulması gerekmektedir.

 

            Döviz cinsinden alacakların dönem sonunda değerlenmesi nedeniyle oluşacak kur farkları da asıl alacağın akıbetine tabi olduğundan asıl alacak şüpheli hale geldikten sonra bu alacağa bağlı olarak oluşan kur farkları için de şüpheli alacak karşılığı ayrılması mümkün bulunmaktadır.

 

            Ancak, döviz cinsinden alacakların dönem sonunda değerlenmesi nedeniyle kambiyo zararı oluşması durumunda şüpheli alacakların, oluşan kambiyo zararı kadar azaltılması ve ayrılan şüpheli alacak karşılıklarının da kambiyo zararı kadar azaltılarak konusu kalmayan bu karşılıkların gelir hesaplarına intikal ettirilmesi gerekmektedir.

           

            Diğer taraftan; Kurumlar Vergisi Kanununun 32 nci maddesinin ikinci fıkrasında, kurumlar vergisi mükelleflerince cari vergilendirme döneminin kurumlar vergisine mahsup edilmek üzere Gelir Vergisi Kanununda belirtilen esaslara göre ve cari dönemin kurumlar vergisi oranında geçici vergi ödeneceği hükme bağlanmıştır.

 

            Konuya ilişkin olarak yayımlanan 217 Seri Nolu Gelir Vergisi Genel Tebliğinin “Geçici Vergiye Esas Kazancın Tespiti” başlıklı 3 üncü bölümünde;

 

             “…. Geçici vergiye esas kazançların tespitinde, Vergi Usul Kanununun değerlemeye ilişkin hükümlerinin de dikkate alınması gerekmektedir. Değerleme işlemleri ise geçici vergi döneminin kapandığı tarih itibariyle yapılacaktır.”

 

             açıklamasına yer verilmiştir.

 

            Öte yandan, aynı Tebliğin “Yabancı Paraların ve Yabancı Para Cinsinden Olan Borç ve Alacakların Değerlemesi” başlıklı bölümünde ise;

 

             “Vergi Usul Kanununun 280 inci maddesinde, yabancı paraların borsa rayici ile değerleneceği ve bu hükmün yabancı para ile olan senetli veya senetsiz alacaklar ve borçlar hakkında da cari olduğu belirtilmiştir. Dolayısıyla, geçici vergiye tabi kazançların tespitinde yabancı paralar ile yabancı para cinsinden olan alacak ve borçların bu hüküm dikkate alınarak değerlenmesi gerekmektedir. Bu şekilde yapılacak değerlemede T.C. Merkez Bankasınca Resmi Gazetede geçici vergi döneminin kapandığı tarih itibariyle yayımlanan döviz alış kurları esas alınacaktır.”

 

             açıklaması yapılmıştır.        

          

             Yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde; ... işlerinizden doğan ve şüpheli hale gelen yabancı para cinsinden alacakların geçici vergi dönemlerinde değerlenmesi gerekmektedir.

                   

            Bilgi edinilmesini rica ederim.

 

 

 

 

İçerik 2:

T.C.

GELİR İDARESİ   BAŞKANLIĞI

 BÜYÜK MÜKELLEFLER VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI

Mükellef   Hizmetleri Grup Müdürlüğü

 

 

 

Sayı

:

64597866-105[280-2016]-3601

24/02/2016

Konu

:

Döviz cinsinden olan alacaklar ile alacak karşılıkları   için geçici vergi dönemlerinde kur değerlemesi yapılıp yapılmayacağı.

 

     

 

 

            İlgide kayıtlı özelge talep formunda, ... sektöründeki faaliyetlerinizden dolayı Başkanlığımız …vergi numaralı mükellefi olan şirketinizin, tahsil edemediği dövizli alacaklarına ilişkin dava sürecini başlatarak Vergi Usul Kanunu hükümleri çerçevesinde karşılık ayırmak suretiyle giderleştirdiği, ancak döviz cinsinden olan Şüpheli Alacaklar Hesabı ve Şüpheli Alacaklar Karşılığı Hesabının geçici vergi dönemleri itibariyle yıl sonlarında ve sonraki yıllarda değerlemeye tabi tutulması hususunda tereddüte düştüğünüzü belirterek, döviz cinsinden olan şüpheli alacakların ve bunlara ilişkin ayrılan karşılık tutarlarının değerlenip, değerlenmeyeceği hususunda Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.

 

            213 sayılı Vergi Usul Kanununun “Şüpheli Alacaklar” başlıklı 323 üncü maddesinde;

 

             “Ticari ve zirai kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi ile ilgili olmak şartıyla;

 

            1. Dava veya icra safhasında bulunan alacaklar;

 

            2. Yapılan protestoya veya yazı ile bir defadan fazla istenilmesine rağmen borçlu tarafından ödenmemiş bulunan dava ve icra takibine değmeyecek derecede küçük alacaklar;

 

            şüpheli alacak sayılır.

 

            Yukarıda yazılı şüpheli alacaklar için değerleme gününün tasarruf değerine göre pasifte karşılık ayrılabilir.

 

            Bu karşılığın hangi alacaklara ait olduğu karşılık hesabında gösterilir. Teminatlı alacaklarda bu karşılık teminattan geri kalan miktara inhisar eder.

 

            Şüpheli alacakların sonradan tahsil edilen miktarları tahsil edildikleri dönemde kâr zarar hesabına intikal ettirilir.”

 

            hükmü yer almaktadır.

 

            Kanun hükmüne göre ticari ve zirai kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi ile ilgili olmak şartıyla; dava ve icra safhasında bulunan alacaklarla, yapılan protestoya veya yazı ile bir defadan fazla istenilmesine rağmen borçlu tarafından ödenmemiş olan dava ve icra takibine değmeyecek derecede küçük alacaklar şüpheli alacak sayılmakta, bu şartlardan herhangi birinin mevcut olmaması durumunda ise şüpheli alacak kaydına imkan bulunmamaktadır. Diğer yandan, şüpheli alacaklar için dava veya icra takibine başlanıldığı yılda karşılık ayrılması gerekmekte olup, şüpheli hale geldiği hesap döneminde karşılık ayrılmayan alacaklar için daha sonraki dönemlerde karşılık ayrılması mümkün olmamaktadır.

 

            Ancak,  ayrılan şüpheli alacakların sonradan tahsil edilen miktarları tahsil edildikleri dönemde kar-zarar hesabına intikal ettirilir.

 

            Öte yandan, yurt dışından olan alacakların şüpheli hale geldiğinin ispatlanabilmesi için ticari iş yapılan firmanın mukim olduğu ülkenin mahkemelerinde dava açılması veya icra takibinde bulunulması gerekmektedir.

 

            Döviz cinsinden alacakların dönem sonunda değerlenmesi nedeniyle oluşacak kur farkları da asıl alacağın akıbetine tabi olduğundan asıl alacak şüpheli hale geldikten sonra bu alacağa bağlı olarak oluşan kur farkları için de şüpheli alacak karşılığı ayrılması mümkün bulunmaktadır.

 

            Ancak, döviz cinsinden alacakların dönem sonunda değerlenmesi nedeniyle kambiyo zararı oluşması durumunda şüpheli alacakların, oluşan kambiyo zararı kadar azaltılması ve ayrılan şüpheli alacak karşılıklarının da kambiyo zararı kadar azaltılarak konusu kalmayan bu karşılıkların gelir hesaplarına intikal ettirilmesi gerekmektedir.

           

            Diğer taraftan; Kurumlar Vergisi Kanununun 32 nci maddesinin ikinci fıkrasında, kurumlar vergisi mükelleflerince cari vergilendirme döneminin kurumlar vergisine mahsup edilmek üzere Gelir Vergisi Kanununda belirtilen esaslara göre ve cari dönemin kurumlar vergisi oranında geçici vergi ödeneceği hükme bağlanmıştır.

 

            Konuya ilişkin olarak yayımlanan 217 Seri Nolu Gelir Vergisi Genel Tebliğinin “Geçici Vergiye Esas Kazancın Tespiti” başlıklı 3 üncü bölümünde;

 

             “…. Geçici vergiye esas kazançların tespitinde, Vergi Usul Kanununun değerlemeye ilişkin hükümlerinin de dikkate alınması gerekmektedir. Değerleme işlemleri ise geçici vergi döneminin kapandığı tarih itibariyle yapılacaktır.”

 

             açıklamasına yer verilmiştir.

 

            Öte yandan, aynı Tebliğin “Yabancı Paraların ve Yabancı Para Cinsinden Olan Borç ve Alacakların Değerlemesi” başlıklı bölümünde ise;

 

             “Vergi Usul Kanununun 280 inci maddesinde, yabancı paraların borsa rayici ile değerleneceği ve bu hükmün yabancı para ile olan senetli veya senetsiz alacaklar ve borçlar hakkında da cari olduğu belirtilmiştir. Dolayısıyla, geçici vergiye tabi kazançların tespitinde yabancı paralar ile yabancı para cinsinden olan alacak ve borçların bu hüküm dikkate alınarak değerlenmesi gerekmektedir. Bu şekilde yapılacak değerlemede T.C. Merkez Bankasınca Resmi Gazetede geçici vergi döneminin kapandığı tarih itibariyle yayımlanan döviz alış kurları esas alınacaktır.”

 

             açıklaması yapılmıştır.        

          

             Yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde; ... işlerinizden doğan ve şüpheli hale gelen yabancı para cinsinden alacakların geçici vergi dönemlerinde değerlenmesi gerekmektedir.

                   

            Bilgi edinilmesini rica ederim.

 

 

 

 

Resmi Gazete No: 29616 Resmi Gazete Tarihi: Cumartesi, 6 Şubat, 2016 Adı: UID:
İçerik:

Amaç ve kapsam

 

MADDE 1 – (1) Bu Tebliğin amacı, borsada rayici olmayan yabancı paraların, 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu gereğince 2015 yılı için yapılacak değerlemelerine esas oluşturacak kurların tespit edilmesidir.

 

Dayanak

 

MADDE 2 – (1) Bu Tebliğ, Vergi Usul Kanununun 280 inci maddesinin ikinci ve üçüncü fıkralarına dayanılarak hazırlanmıştır.

 

Esas alınacak kurlar

 

MADDE 3 – (1) Borsada rayici olmayan yabancı paraların ve bu paralarla olan senetli ve senetsiz alacak ve borçların değerlemesinde 2015 yılı sonu itibarıyla bu Tebliğ ekinde yer alan listede gösterilen kurlar uygulanır.

 

Değerleme günü itibarıyla kurların ilan edilmemesi

 

MADDE 4 – (1) 20/4/1976 tarihli ve 15565 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 130 sıra numaralı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinde ve 27/12/1998 tarihli ve 23566 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 217 seri numaralı Gelir Vergisi Genel Tebliğinde belirtilen hükümler gereğince değerleme günü itibarıyla Maliye Bakanlığınca kurların ilan edilmediği durumlarda T.C. Merkez Bankasınca ilan edilen kurlar esas alınır.

 

(2) Bu şekilde yapılacak değerlemelerde efektif cinsinden yabancı paralar için efektif alış kuru (efektif alış kurunun bulunmaması halinde döviz alış kuru), döviz cinsinden yabancı paralar içinse döviz alış kuru uygulanır.

 

(3) Ancak vergi uygulamaları açısından bankaların, 31/12/2015 tarihi itibarıyla yapacakları değerleme sırasında bu Tebliğ ile belirlenen kurlar yerine, T.C. Merkez Bankasınca belirlenen esaslara uygun olarak tespit ettikleri ve fiilen uyguladıkları alış kurlarını esas almaları gerekir.

 

Yürütme

 

MADDE 5 – (1) Bu Tebliğ hükümlerini Maliye Bakanı yürütür.

 

 

Ekleri için tıklayınız.

İçerik 1:

Amaç ve kapsam

 

MADDE 1 – (1) Bu Tebliğin amacı, borsada rayici olmayan yabancı paraların, 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu gereğince 2015 yılı için yapılacak değerlemelerine esas oluşturacak kurların tespit edilmesidir.

 

Dayanak

 

MADDE 2 – (1) Bu Tebliğ, Vergi Usul Kanununun 280 inci maddesinin ikinci ve üçüncü fıkralarına dayanılarak hazırlanmıştır.

 

Esas alınacak kurlar

 

MADDE 3 – (1) Borsada rayici olmayan yabancı paraların ve bu paralarla olan senetli ve senetsiz alacak ve borçların değerlemesinde 2015 yılı sonu itibarıyla bu Tebliğ ekinde yer alan listede gösterilen kurlar uygulanır.

 

Değerleme günü itibarıyla kurların ilan edilmemesi

 

MADDE 4 – (1) 20/4/1976 tarihli ve 15565 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 130 sıra numaralı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinde ve 27/12/1998 tarihli ve 23566 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 217 seri numaralı Gelir Vergisi Genel Tebliğinde belirtilen hükümler gereğince değerleme günü itibarıyla Maliye Bakanlığınca kurların ilan edilmediği durumlarda T.C. Merkez Bankasınca ilan edilen kurlar esas alınır.

 

(2) Bu şekilde yapılacak değerlemelerde efektif cinsinden yabancı paralar için efektif alış kuru (efektif alış kurunun bulunmaması halinde döviz alış kuru), döviz cinsinden yabancı paralar içinse döviz alış kuru uygulanır.

 

(3) Ancak vergi uygulamaları açısından bankaların, 31/12/2015 tarihi itibarıyla yapacakları değerleme sırasında bu Tebliğ ile belirlenen kurlar yerine, T.C. Merkez Bankasınca belirlenen esaslara uygun olarak tespit ettikleri ve fiilen uyguladıkları alış kurlarını esas almaları gerekir.

 

Yürütme

 

MADDE 5 – (1) Bu Tebliğ hükümlerini Maliye Bakanı yürütür.

 

 

Ekleri için tıklayınız.

İçerik 2:

Amaç ve kapsam

 

MADDE 1 – (1) Bu Tebliğin amacı, borsada rayici olmayan yabancı paraların, 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu gereğince 2015 yılı için yapılacak değerlemelerine esas oluşturacak kurların tespit edilmesidir.

 

Dayanak

 

MADDE 2 – (1) Bu Tebliğ, Vergi Usul Kanununun 280 inci maddesinin ikinci ve üçüncü fıkralarına dayanılarak hazırlanmıştır.

 

Esas alınacak kurlar

 

MADDE 3 – (1) Borsada rayici olmayan yabancı paraların ve bu paralarla olan senetli ve senetsiz alacak ve borçların değerlemesinde 2015 yılı sonu itibarıyla bu Tebliğ ekinde yer alan listede gösterilen kurlar uygulanır.

 

Değerleme günü itibarıyla kurların ilan edilmemesi

 

MADDE 4 – (1) 20/4/1976 tarihli ve 15565 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 130 sıra numaralı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinde ve 27/12/1998 tarihli ve 23566 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 217 seri numaralı Gelir Vergisi Genel Tebliğinde belirtilen hükümler gereğince değerleme günü itibarıyla Maliye Bakanlığınca kurların ilan edilmediği durumlarda T.C. Merkez Bankasınca ilan edilen kurlar esas alınır.

 

(2) Bu şekilde yapılacak değerlemelerde efektif cinsinden yabancı paralar için efektif alış kuru (efektif alış kurunun bulunmaması halinde döviz alış kuru), döviz cinsinden yabancı paralar içinse döviz alış kuru uygulanır.

 

(3) Ancak vergi uygulamaları açısından bankaların, 31/12/2015 tarihi itibarıyla yapacakları değerleme sırasında bu Tebliğ ile belirlenen kurlar yerine, T.C. Merkez Bankasınca belirlenen esaslara uygun olarak tespit ettikleri ve fiilen uyguladıkları alış kurlarını esas almaları gerekir.

 

Yürütme

 

MADDE 5 – (1) Bu Tebliğ hükümlerini Maliye Bakanı yürütür.

 

 

Ekleri için tıklayınız.

Resmi Gazete No: Resmi Gazete Tarihi: Adı: Yabancı Paralar UID:
İçerik:

(Değişik birinci fıkra: 26/6/1964 - 485/7 md.) Yabancı paralar borsa rayici ile değerlenir. Borsa rayicinin takarrüründe muvazaa olduğu anlaşılırsa bu rayiç yerine alış bedeli esas alınır.

Yabancı paranın borsada rayici yoksa, değerlemeye uygulanacak kur Maliye Bakanlığınca tesbit olunur.

(Değişik: 22/7/1998 - 4369/7 md.) Bu madde hükmü yabancı para ile olan senetli veya senetsiz alacaklar ve borçlar hakkında da caridir. Bunlardan vadesi gelmemiş senede bağlı alacak ve borçlar, bu Kanunun 281 ve 285 inci maddeleri uyarınca değerleme günü kıymetine irca edilebilir. Ancak senette faiz oranının yazılı olmadığı durumlarda değerleme gününde geçerli olan Londra Bankalar Arası Faiz Oranı (LİBOR) esas alınır.

(Ek fıkra: 22/7/1998 - 4369/7 md. ; Mülga: 17/12/2003-5024/9 md.)

İçerik 1:

(Değişik birinci fıkra: 26/6/1964 - 485/7 md.) Yabancı paralar borsa rayici ile değerlenir. Borsa rayicinin takarrüründe muvazaa olduğu anlaşılırsa bu rayiç yerine alış bedeli esas alınır.

Yabancı paranın borsada rayici yoksa, değerlemeye uygulanacak kur Maliye Bakanlığınca tesbit olunur.

(Değişik: 22/7/1998 - 4369/7 md.) Bu madde hükmü yabancı para ile olan senetli veya senetsiz alacaklar ve borçlar hakkında da caridir. Bunlardan vadesi gelmemiş senede bağlı alacak ve borçlar, bu Kanunun 281 ve 285 inci maddeleri uyarınca değerleme günü kıymetine irca edilebilir. Ancak senette faiz oranının yazılı olmadığı durumlarda değerleme gününde geçerli olan Londra Bankalar Arası Faiz Oranı (LİBOR) esas alınır.

(Ek fıkra: 22/7/1998 - 4369/7 md. ; Mülga: 17/12/2003-5024/9 md.)

İçerik 2:

(Değişik birinci fıkra: 26/6/1964 - 485/7 md.) Yabancı paralar borsa rayici ile değerlenir. Borsa rayicinin takarrüründe muvazaa olduğu anlaşılırsa bu rayiç yerine alış bedeli esas alınır.

Yabancı paranın borsada rayici yoksa, değerlemeye uygulanacak kur Maliye Bakanlığınca tesbit olunur.

(Değişik: 22/7/1998 - 4369/7 md.) Bu madde hükmü yabancı para ile olan senetli veya senetsiz alacaklar ve borçlar hakkında da caridir. Bunlardan vadesi gelmemiş senede bağlı alacak ve borçlar, bu Kanunun 281 ve 285 inci maddeleri uyarınca değerleme günü kıymetine irca edilebilir. Ancak senette faiz oranının yazılı olmadığı durumlarda değerleme gününde geçerli olan Londra Bankalar Arası Faiz Oranı (LİBOR) esas alınır.

(Ek fıkra: 22/7/1998 - 4369/7 md. ; Mülga: 17/12/2003-5024/9 md.)

Resmi Gazete No: 28540 Resmi Gazete Tarihi: Cumartesi, 26 Ocak, 2013 Adı: UID: 1PMOkPe1NZXpJkxb
İçerik:

 

Borsada rayici olmayan yabancı paraların, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu gereğince 2012 yılı  için yapılacak değerlemelerine esas olmak üzere, aynı Kanunun 280 inci maddesinin ikinci ve üçüncü fıkralarında yer alan hükümlere dayanılarak tespit olunan kurlar aşağıda gösterilmiştir.

Borsada rayici olmayan yabancı paraların ve bu paralarla olan senetli ve senetsiz alacak ve borçların değerlemesinde 2012 yılı sonu itibariyle bu kurlar uygulanacaktır.

Öte yandan, 20/4/1976 tarihli ve 15565 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 130 Sıra Numaralı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile 27/12/1998 tarihli ve 23566 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 217 Seri Numaralı Gelir Vergisi Genel Tebliğinde belirtildiği üzere değerleme günü itibariyle Bakanlığımızca kur ilan edilmediği durumlarda T.C. Merkez Bankasınca ilan edilen kurların esas alınması gerekmektedir. Bu şekilde yapılacak değerlemelerde efektif cinsinden yabancı paralar için efektif alış kurunun (bulunmaması halinde döviz alış kurunun), döviz cinsinden yabancıparalar içinse döviz alış kurunun uygulanacağı tabiidir.

Ancak, vergi uygulamaları açısından, bankaların 31/12/2012 tarihi itibariyle yapacakları değerleme sırasında bu Tebliğ ile belirlenen kurlar yerine, T.C. Merkez Bankasınca belirlenen esaslara uygun olarak tespit ettikleri ve fiilen uyguladıkları alış kurlarını esas almaları gerekmektedir.

Tebliğ olunur.

 

SIRA NO

DÖVİZLER

KUR (TL)

1

1 Amerikan Doları

 1,7826

2

1 Arjantin Pesosu

 0,36471

3

1 Arnavutluk Leki

 0,01694

4

1 Avustralya Doları

 1,8477

5

1 Azerbaycan Yeni Manatı

 2,2835

6

1 B.A.E.Dirhemi

 0,48766

7

1 Bahama Doları

 1,7912

8

1 Bahreyn Dinarı

 4,7509

9

1 Bangladeş Takası

 0,02244

10

1 Barbados Doları

 0,90010

11

1 Belarus Rublesi

 0,00021

12

1 Bolivya Boliviyanosu

 0,25552

13

1 Botsvana Pulası

 0,22990

14

1 Brezilya Reali

 0,87576

15

1 Bulgar Levası

 1,1924

16

1 Burundi Frangı

 0,00116

17

1 Cezayir Dinarı

 0,02288

18

1 Çek Korunası

 0,09400

19

1 Çin Yuanı

 0,28369

20

1 Danimarka Kronu

 0,31518

21

1 Dominik Pesosu

 0,04484

22

1 Endonezya Rupisi

 0,00019

23

1 Etiyopya Birri

 0,09803

24

1 Fas Dirhemi

 0,21192

25

1 Filipin Pesosu

 0,04362

26

1 Gana Yeni Sedisi

 0,94150

27

1 Guatemala Quetzali

 0,22659

28

1 Guyana Doları

 0,00876

29

1 Güney Afrika Randı

 0,21045

30

1 Güney Kore Wonu

 0,00168

31

1 Güney Sudan Lirası

 0,49074

32

1 Haiti Gourdesi

 0,04250

33

1 Hırvatistan Kunası

 0,31296

34

1 Hindistan Rupisi

 0,03271

35

1 Honduras Lempirası

 0,08996

36

1 Hong Kong Doları

 0,23107

37

1 Irak Dinarı

 0,00154

38

100 İran Riyali

 0,01442

39

1 İngiliz Sterlini

 2,8708

40

1 İsveç Kronu

 0,27219

41

1 İsviçre Frangı

 1,9430

42

1 İzlanda Kronu

 0,01393

43

100 Japon Yeni

 2,0656

44

1 Kanada Doları

 1,7919

45

1 Katar Riyali

 0,49197

46

1 Kazakistan Tengesi

 0,01191

47

1 Kolombiya Pesosu

 0,00101

48

1 Kosta Rika Kolonu

 0,00350

49

1 Kuveyt Dinarı

 6,2781

50

1 Laos Yeni Kipi

 0,00022

51

1 Latviya Latsı

 3,3876

52

1 Lesotho Lotisi

 0,21048

53

1 Liberya Doları

 0,02471

54

1 Libya Dinarı

 1,4193

55

1 Litvanya Litası

 0,68477

56

1 Lübnan Lirası

 0,00119

57

1 Macar Forinti

 0,00812

58

1 Malezya Ringgiti

 0,58498

59

1 Makedonya Dinarı

 0,03795

60

1 Meksika Pesosu

 0,13787

61

1 Mısır Lirası

 0,28942

62

1 Moldova Leyi

 0,14788

63

1 Nepal Rupisi

 0,02045

64

1 Nijerya Nayrası

 0,01148

65

1 Nikaragua Kordobası

 0,07356

66

1 Norveç Kronu

 0,31839

67

1 Özbekistan Somu

 0,00090

68

1 Pakistan Rupisi

 0,01819

69

1 Panama Balboası

 1,7912

70

1 Paraguay Guaranisi

 0,00042

71

1 Peru Yeni Solu

 0,70174

72

1 Polonya Zlotisi

 0,57934

73

1 Rumen Leyi

 0,52599

74

1 Rus Rublesi

 0,05808

75

1 Sırbistan Dinarı

 0,02080

76

1 Singapur Doları

 1,4646

77

1 Somali Şilini

 0,00112

78

1 Srilanka Rupisi

 0,01410

79

1 Sudan Lirası

 0,40571

80

1 Suriye Lirası

 0,02523

81

1 Suudi Arabistan Riyalı

 0,47672

82

1 Şili Pesosu

 0,00373

83

1 Tayland Bahtı

 0,05854

84

1 Tayvan Doları

 0,06163

85

1 Tunus Dinarı

 1,1536

86

1 Ukrayna Hryvnası

 0,22251

87

1 Uruguay Pesosu

 0,09329

88

1 Umman Riyali

 4,6519

89

1 Ürdün Dinarı

 2,5253

90

1 Venezuella Bolivarı Fuerte

 0,41708

91

1 Yemen Riyali

 0,00831

92

1 Yeni İsrail Şekeli

 0,48009

93

1 Yeni Zelanda Doları

 1,4717

94

1 Zambiya Kvaçası

 0,00034

95

1 Euro

 2,3517

 

SIRA NO

EFEKTİFLER

KUR (TL)

1

1 ABD Doları

 1,7814

2

1 Avustralya Doları

 1,8392

3

1 Danimarka Kronu

 0,31496

4

1 İngiliz Sterlini

 2,8688

5

1 İsveç Kronu

 0,27200

6

1 İsviçre Frangı

 1,9401

7

100 Japon Yeni

 2,0580

8

1 Kanada Doları

 1,7853

9

1 Kuveyt Dinarı

 6,1839

10

1 Norveç Kronu

 0,31817

11

1 Suudi Arabistan Riyali

 0,47314

12

1 Euro

 2,3501

İçerik 1:

 

Borsada rayici olmayan yabancı paraların, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu gereğince 2012 yılı  için yapılacak değerlemelerine esas olmak üzere, aynı Kanunun 280 inci maddesinin ikinci ve üçüncü fıkralarında yer alan hükümlere dayanılarak tespit olunan kurlar aşağıda gösterilmiştir.

Borsada rayici olmayan yabancı paraların ve bu paralarla olan senetli ve senetsiz alacak ve borçların değerlemesinde 2012 yılı sonu itibariyle bu kurlar uygulanacaktır.

Öte yandan, 20/4/1976 tarihli ve 15565 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 130 Sıra Numaralı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile 27/12/1998 tarihli ve 23566 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 217 Seri Numaralı Gelir Vergisi Genel Tebliğinde belirtildiği üzere değerleme günü itibariyle Bakanlığımızca kur ilan edilmediği durumlarda T.C. Merkez Bankasınca ilan edilen kurların esas alınması gerekmektedir. Bu şekilde yapılacak değerlemelerde efektif cinsinden yabancı paralar için efektif alış kurunun (bulunmaması halinde döviz alış kurunun), döviz cinsinden yabancıparalar içinse döviz alış kurunun uygulanacağı tabiidir.

Ancak, vergi uygulamaları açısından, bankaların 31/12/2012 tarihi itibariyle yapacakları değerleme sırasında bu Tebliğ ile belirlenen kurlar yerine, T.C. Merkez Bankasınca belirlenen esaslara uygun olarak tespit ettikleri ve fiilen uyguladıkları alış kurlarını esas almaları gerekmektedir.

Tebliğ olunur.

 

SIRA NO

DÖVİZLER

KUR (TL)

1

1 Amerikan Doları

 1,7826

2

1 Arjantin Pesosu

 0,36471

3

1 Arnavutluk Leki

 0,01694

4

1 Avustralya Doları

 1,8477

5

1 Azerbaycan Yeni Manatı

 2,2835

6

1 B.A.E.Dirhemi

 0,48766

7

1 Bahama Doları

 1,7912

8

1 Bahreyn Dinarı

 4,7509

9

1 Bangladeş Takası

 0,02244

10

1 Barbados Doları

 0,90010

11

1 Belarus Rublesi

 0,00021

12

1 Bolivya Boliviyanosu

 0,25552

13

1 Botsvana Pulası

 0,22990

14

1 Brezilya Reali

 0,87576

15

1 Bulgar Levası

 1,1924

16

1 Burundi Frangı

 0,00116

17

1 Cezayir Dinarı

 0,02288

18

1 Çek Korunası

 0,09400

19

1 Çin Yuanı

 0,28369

20

1 Danimarka Kronu

 0,31518

21

1 Dominik Pesosu

 0,04484

22

1 Endonezya Rupisi

 0,00019

23

1 Etiyopya Birri

 0,09803

24

1 Fas Dirhemi

 0,21192

25

1 Filipin Pesosu

 0,04362

26

1 Gana Yeni Sedisi

 0,94150

27

1 Guatemala Quetzali

 0,22659

28

1 Guyana Doları

 0,00876

29

1 Güney Afrika Randı

 0,21045

30

1 Güney Kore Wonu

 0,00168

31

1 Güney Sudan Lirası

 0,49074

32

1 Haiti Gourdesi

 0,04250

33

1 Hırvatistan Kunası

 0,31296

34

1 Hindistan Rupisi

 0,03271

35

1 Honduras Lempirası

 0,08996

36

1 Hong Kong Doları

 0,23107

37

1 Irak Dinarı

 0,00154

38

100 İran Riyali

 0,01442

39

1 İngiliz Sterlini

 2,8708

40

1 İsveç Kronu

 0,27219

41

1 İsviçre Frangı

 1,9430

42

1 İzlanda Kronu

 0,01393

43

100 Japon Yeni

 2,0656

44

1 Kanada Doları

 1,7919

45

1 Katar Riyali

 0,49197

46

1 Kazakistan Tengesi

 0,01191

47

1 Kolombiya Pesosu

 0,00101

48

1 Kosta Rika Kolonu

 0,00350

49

1 Kuveyt Dinarı

 6,2781

50

1 Laos Yeni Kipi

 0,00022

51

1 Latviya Latsı

 3,3876

52

1 Lesotho Lotisi

 0,21048

53

1 Liberya Doları

 0,02471

54

1 Libya Dinarı

 1,4193

55

1 Litvanya Litası

 0,68477

56

1 Lübnan Lirası

 0,00119

57

1 Macar Forinti

 0,00812

58

1 Malezya Ringgiti

 0,58498

59

1 Makedonya Dinarı

 0,03795

60

1 Meksika Pesosu

 0,13787

61

1 Mısır Lirası

 0,28942

62

1 Moldova Leyi

 0,14788

63

1 Nepal Rupisi

 0,02045

64

1 Nijerya Nayrası

 0,01148

65

1 Nikaragua Kordobası

 0,07356

66

1 Norveç Kronu

 0,31839

67

1 Özbekistan Somu

 0,00090

68

1 Pakistan Rupisi

 0,01819

69

1 Panama Balboası

 1,7912

70

1 Paraguay Guaranisi

 0,00042

71

1 Peru Yeni Solu

 0,70174

72

1 Polonya Zlotisi

 0,57934

73

1 Rumen Leyi

 0,52599

74

1 Rus Rublesi

 0,05808

75

1 Sırbistan Dinarı

 0,02080

76

1 Singapur Doları

 1,4646

77

1 Somali Şilini

 0,00112

78

1 Srilanka Rupisi

 0,01410

79

1 Sudan Lirası

 0,40571

80

1 Suriye Lirası

 0,02523

81

1 Suudi Arabistan Riyalı

 0,47672

82

1 Şili Pesosu

 0,00373

83

1 Tayland Bahtı

 0,05854

84

1 Tayvan Doları

 0,06163

85

1 Tunus Dinarı

 1,1536

86

1 Ukrayna Hryvnası

 0,22251

87

1 Uruguay Pesosu

 0,09329

88

1 Umman Riyali

 4,6519

89

1 Ürdün Dinarı

 2,5253

90

1 Venezuella Bolivarı Fuerte

 0,41708

91

1 Yemen Riyali

 0,00831

92

1 Yeni İsrail Şekeli

 0,48009

93

1 Yeni Zelanda Doları

 1,4717

94

1 Zambiya Kvaçası

 0,00034

95

1 Euro

 2,3517

 

SIRA NO

EFEKTİFLER

KUR (TL)

1

1 ABD Doları

 1,7814

2

1 Avustralya Doları

 1,8392

3

1 Danimarka Kronu

 0,31496

4

1 İngiliz Sterlini

 2,8688

5

1 İsveç Kronu

 0,27200

6

1 İsviçre Frangı

 1,9401

7

100 Japon Yeni

 2,0580

8

1 Kanada Doları

 1,7853

9

1 Kuveyt Dinarı

 6,1839

10

1 Norveç Kronu

 0,31817

11

1 Suudi Arabistan Riyali

 0,47314

12

1 Euro

 2,3501

İçerik 2:

 

Borsada rayici olmayan yabancı paraların, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu gereğince 2012 yılı  için yapılacak değerlemelerine esas olmak üzere, aynı Kanunun 280 inci maddesinin ikinci ve üçüncü fıkralarında yer alan hükümlere dayanılarak tespit olunan kurlar aşağıda gösterilmiştir.

Borsada rayici olmayan yabancı paraların ve bu paralarla olan senetli ve senetsiz alacak ve borçların değerlemesinde 2012 yılı sonu itibariyle bu kurlar uygulanacaktır.

Öte yandan, 20/4/1976 tarihli ve 15565 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 130 Sıra Numaralı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile 27/12/1998 tarihli ve 23566 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 217 Seri Numaralı Gelir Vergisi Genel Tebliğinde belirtildiği üzere değerleme günü itibariyle Bakanlığımızca kur ilan edilmediği durumlarda T.C. Merkez Bankasınca ilan edilen kurların esas alınması gerekmektedir. Bu şekilde yapılacak değerlemelerde efektif cinsinden yabancı paralar için efektif alış kurunun (bulunmaması halinde döviz alış kurunun), döviz cinsinden yabancıparalar içinse döviz alış kurunun uygulanacağı tabiidir.

Ancak, vergi uygulamaları açısından, bankaların 31/12/2012 tarihi itibariyle yapacakları değerleme sırasında bu Tebliğ ile belirlenen kurlar yerine, T.C. Merkez Bankasınca belirlenen esaslara uygun olarak tespit ettikleri ve fiilen uyguladıkları alış kurlarını esas almaları gerekmektedir.

Tebliğ olunur.

 

SIRA NO

DÖVİZLER

KUR (TL)

1

1 Amerikan Doları

 1,7826

2

1 Arjantin Pesosu

 0,36471

3

1 Arnavutluk Leki

 0,01694

4

1 Avustralya Doları

 1,8477

5

1 Azerbaycan Yeni Manatı

 2,2835

6

1 B.A.E.Dirhemi

 0,48766

7

1 Bahama Doları

 1,7912

8

1 Bahreyn Dinarı

 4,7509

9

1 Bangladeş Takası

 0,02244

10

1 Barbados Doları

 0,90010

11

1 Belarus Rublesi

 0,00021

12

1 Bolivya Boliviyanosu

 0,25552

13

1 Botsvana Pulası

 0,22990

14

1 Brezilya Reali

 0,87576

15

1 Bulgar Levası

 1,1924

16

1 Burundi Frangı

 0,00116

17

1 Cezayir Dinarı

 0,02288

18

1 Çek Korunası

 0,09400

19

1 Çin Yuanı

 0,28369

20

1 Danimarka Kronu

 0,31518

21

1 Dominik Pesosu

 0,04484

22

1 Endonezya Rupisi

 0,00019

23

1 Etiyopya Birri

 0,09803

24

1 Fas Dirhemi

 0,21192

25

1 Filipin Pesosu

 0,04362

26

1 Gana Yeni Sedisi

 0,94150

27

1 Guatemala Quetzali

 0,22659

28

1 Guyana Doları

 0,00876

29

1 Güney Afrika Randı

 0,21045

30

1 Güney Kore Wonu

 0,00168

31

1 Güney Sudan Lirası

 0,49074

32

1 Haiti Gourdesi

 0,04250

33

1 Hırvatistan Kunası

 0,31296

34

1 Hindistan Rupisi

 0,03271

35

1 Honduras Lempirası

 0,08996

36

1 Hong Kong Doları

 0,23107

37

1 Irak Dinarı

 0,00154

38

100 İran Riyali

 0,01442

39

1 İngiliz Sterlini

 2,8708

40

1 İsveç Kronu

 0,27219

41

1 İsviçre Frangı

 1,9430

42

1 İzlanda Kronu

 0,01393

43

100 Japon Yeni

 2,0656

44

1 Kanada Doları

 1,7919

45

1 Katar Riyali

 0,49197

46

1 Kazakistan Tengesi

 0,01191

47

1 Kolombiya Pesosu

 0,00101

48

1 Kosta Rika Kolonu

 0,00350

49

1 Kuveyt Dinarı

 6,2781

50

1 Laos Yeni Kipi

 0,00022

51

1 Latviya Latsı

 3,3876

52

1 Lesotho Lotisi

 0,21048

53

1 Liberya Doları

 0,02471

54

1 Libya Dinarı

 1,4193

55

1 Litvanya Litası

 0,68477

56

1 Lübnan Lirası

 0,00119

57

1 Macar Forinti

 0,00812

58

1 Malezya Ringgiti

 0,58498

59

1 Makedonya Dinarı

 0,03795

60

1 Meksika Pesosu

 0,13787

61

1 Mısır Lirası

 0,28942

62

1 Moldova Leyi

 0,14788

63

1 Nepal Rupisi

 0,02045

64

1 Nijerya Nayrası

 0,01148

65

1 Nikaragua Kordobası

 0,07356

66

1 Norveç Kronu

 0,31839

67

1 Özbekistan Somu

 0,00090

68

1 Pakistan Rupisi

 0,01819

69

1 Panama Balboası

 1,7912

70

1 Paraguay Guaranisi

 0,00042

71

1 Peru Yeni Solu

 0,70174

72

1 Polonya Zlotisi

 0,57934

73

1 Rumen Leyi

 0,52599

74

1 Rus Rublesi

 0,05808

75

1 Sırbistan Dinarı

 0,02080

76

1 Singapur Doları

 1,4646

77

1 Somali Şilini

 0,00112

78

1 Srilanka Rupisi

 0,01410

79

1 Sudan Lirası

 0,40571

80

1 Suriye Lirası

 0,02523

81

1 Suudi Arabistan Riyalı

 0,47672

82

1 Şili Pesosu

 0,00373

83

1 Tayland Bahtı

 0,05854

84

1 Tayvan Doları

 0,06163

85

1 Tunus Dinarı

 1,1536

86

1 Ukrayna Hryvnası

 0,22251

87

1 Uruguay Pesosu

 0,09329

88

1 Umman Riyali

 4,6519

89

1 Ürdün Dinarı

 2,5253

90

1 Venezuella Bolivarı Fuerte

 0,41708

91

1 Yemen Riyali

 0,00831

92

1 Yeni İsrail Şekeli

 0,48009

93

1 Yeni Zelanda Doları

 1,4717

94

1 Zambiya Kvaçası

 0,00034

95

1 Euro

 2,3517

 

SIRA NO

EFEKTİFLER

KUR (TL)

1

1 ABD Doları

 1,7814

2

1 Avustralya Doları

 1,8392

3

1 Danimarka Kronu

 0,31496

4

1 İngiliz Sterlini

 2,8688

5

1 İsveç Kronu

 0,27200

6

1 İsviçre Frangı

 1,9401

7

100 Japon Yeni

 2,0580

8

1 Kanada Doları

 1,7853

9

1 Kuveyt Dinarı

 6,1839

10

1 Norveç Kronu

 0,31817

11

1 Suudi Arabistan Riyali

 0,47314

12

1 Euro

 2,3501

Resmi Gazete No: 24657 Resmi Gazete Tarihi: Perşembe, 31 Ocak, 2002 Adı: UID: 5Q9MZC76AKYILX6C
İçerik:

Borsada rayici olmayan yabancı paraların, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu gereğince 2001 yılı için yapılacak değerlemelerine esas olmak üzere, aynı Kanunun 280 inci maddesinin ikinci ve üçüncü fıkralarında yer alan hükümlere dayanılarak tespit olunan kurlar aşağıda gösterilmiştir.

Borsada rayici olmayan yabancı paraların ve bu paralarla olan senetli ve senetsiz alacak ve borçların değerlemesinde 2001 yılı sonu itibariyle bu kurlar uygulanacaktır.

Öte yandan, 130 Sıra No'lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği(1) ile 217 Seri No'lu Gelir Vergisi Genel Tebliğinde(2) belirtildiği üzere değerleme günü itibariyle Bakanlığımızca kur ilan edilmediği durumlarda T.C. Merkez Bankasınca ilan edilen kurların esas alınması gerekmektedir. Bu şekilde yapılacak değerlemelerde efektif cinsinden yabancı paralar için efektif alış kurunun (bulunmaması halinde döviz alış kurunun), döviz cinsinden yabancı paralar içinse döviz alış kurunun uygulanacağı tabidir.

Ancak, vergi uygulamaları açısından, bankaların 31/12/2001 tarihi itibariyle yapacakları değerleme sırasında bu Tebliğ ile belirlenen kurlar yerine, T.C. Merkez Bankasınca belirlenen esaslara uygun olarak tespit ettikleri ve fiilen uyguladıkları alış kurlarını esas almaları gerekmektedir.

Tebliğ olunur.

EK : 2 Liste



(1) 20/4/1976 tarih ve 15565 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmıştır.

(2) 27/12/1998 tarih ve 23566 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmıştır.









İçerik 1:

Borsada rayici olmayan yabancı paraların, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu gereğince 2001 yılı için yapılacak değerlemelerine esas olmak üzere, aynı Kanunun 280 inci maddesinin ikinci ve üçüncü fıkralarında yer alan hükümlere dayanılarak tespit olunan kurlar aşağıda gösterilmiştir.

Borsada rayici olmayan yabancı paraların ve bu paralarla olan senetli ve senetsiz alacak ve borçların değerlemesinde 2001 yılı sonu itibariyle bu kurlar uygulanacaktır.

Öte yandan, 130 Sıra No'lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği(1) ile 217 Seri No'lu Gelir Vergisi Genel Tebliğinde(2) belirtildiği üzere değerleme günü itibariyle Bakanlığımızca kur ilan edilmediği durumlarda T.C. Merkez Bankasınca ilan edilen kurların esas alınması gerekmektedir. Bu şekilde yapılacak değerlemelerde efektif cinsinden yabancı paralar için efektif alış kurunun (bulunmaması halinde döviz alış kurunun), döviz cinsinden yabancı paralar içinse döviz alış kurunun uygulanacağı tabidir.

Ancak, vergi uygulamaları açısından, bankaların 31/12/2001 tarihi itibariyle yapacakları değerleme sırasında bu Tebliğ ile belirlenen kurlar yerine, T.C. Merkez Bankasınca belirlenen esaslara uygun olarak tespit ettikleri ve fiilen uyguladıkları alış kurlarını esas almaları gerekmektedir.

Tebliğ olunur.

EK : 2 Liste



(1) 20/4/1976 tarih ve 15565 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmıştır.

(2) 27/12/1998 tarih ve 23566 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmıştır.









İçerik 2:

Borsada rayici olmayan yabancı paraların, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu gereğince 2001 yılı için yapılacak değerlemelerine esas olmak üzere, aynı Kanunun 280 inci maddesinin ikinci ve üçüncü fıkralarında yer alan hükümlere dayanılarak tespit olunan kurlar aşağıda gösterilmiştir.

Borsada rayici olmayan yabancı paraların ve bu paralarla olan senetli ve senetsiz alacak ve borçların değerlemesinde 2001 yılı sonu itibariyle bu kurlar uygulanacaktır.

Öte yandan, 130 Sıra No'lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği(1) ile 217 Seri No'lu Gelir Vergisi Genel Tebliğinde(2) belirtildiği üzere değerleme günü itibariyle Bakanlığımızca kur ilan edilmediği durumlarda T.C. Merkez Bankasınca ilan edilen kurların esas alınması gerekmektedir. Bu şekilde yapılacak değerlemelerde efektif cinsinden yabancı paralar için efektif alış kurunun (bulunmaması halinde döviz alış kurunun), döviz cinsinden yabancı paralar içinse döviz alış kurunun uygulanacağı tabidir.

Ancak, vergi uygulamaları açısından, bankaların 31/12/2001 tarihi itibariyle yapacakları değerleme sırasında bu Tebliğ ile belirlenen kurlar yerine, T.C. Merkez Bankasınca belirlenen esaslara uygun olarak tespit ettikleri ve fiilen uyguladıkları alış kurlarını esas almaları gerekmektedir.

Tebliğ olunur.

EK : 2 Liste



(1) 20/4/1976 tarih ve 15565 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmıştır.

(2) 27/12/1998 tarih ve 23566 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmıştır.









Sayfalar